8°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Gizlilik politikamızı okuyun.

Ana SayfaCanlı GelişmelerHava DurumuGazete ManşetleriİnfografikPodcastGaleriGündemDünyaYerel Haberler
EkonomiSavunmaTeknolojiSporKültür & SanatTarihSağlıkYaşamEğitimYakın Plan
YazarlarCuma HutbeleriDeprem HaritasıBiyografiUzayPozitifTeknofestHaftalıkTelevizyonSeçim
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber GönderGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
8°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Murat Yılmaz
  • Türkiye’nin kılık kıyafet problemi var mı?
Murat Yılmaz
Murat Yılmaz

[email protected]

Sosyal Medya Hesapları:

Sosyal Medya Hesapları:

Türkiye’nin kılık kıyafet problemi var mı?

Cumhuriyetin kurucu lideri, kadınların giyimini bir "inkılap meselesi" olarak görmemiş; tam aksine ferdi özgürlüğü ve milli adabı savunmuştur. Kadının ilimde, sanatta ve ekonomide erkekle omuz omuza olmasını isteyen Atatürk; örtüyü toplumun bir gerçeği olarak kabul ediyordu.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:02 | GDH Haber

editor avatar
Murat Yılmaz

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş

Yine hanımların kılık kıyafetiyle ilgili bir münasebetsizlik yaşandı. İyi Parti’nin bir kurucusu Eskişehir’de belediye başkanlığı yapan ve yöresel kıyafetlerini giyen bir hanımefendiye hakaret etti. İşin iyi tarafı İyi Parti bu kişi hakkında disiplin soruşturması açtı ve belediye başkanı hanımefendiyi destekledi. Ancak Türkiye bu tür münasebetsizliklerden bıktı artık. CHP Genel Başkanı geçtiğimiz günlerde CHP’nin başörtülü aday gösterebileceğini açıklamıştı. Bu tür münasebetsizliklerde Cumhuriyetin kurucu Cumhurbaşkanı Atatürk’ün alet edilmesine artık bir son verilmeli. Daha önce CHP’deki bir takım radikallerin CHP’nin 1035 Kurultayında peçeyi yasaklama teşebbüsünün Atatürk’ün müdahalesiyle engellendiğini yazmıştım (Bkz.. https://gdh.digital/yazarlar/murat-yilmaz/turk-inkilabi-peceyle-ugrasmaz-7dqzb6cdx99) Karşımızda anlamamaya ve anlaşmamaya kararlı bir grup var ama bizim anlatmak ve anlamak dışında bir yolumuz olmadığında denemeye devam edeceğiz... Bu sefer Mustafa Kemal Paşa’nın sözleriyle tesettürle ilgili bir problem olmadığını hatırlatalım…

Mustafa Kemal Paşa 20 Mart 1923 tarihinde Konya Hilaliahmer (Kızılay) Kadınlar Şubesinin tertip ettiği çay ziyafetinde, basına Konya Kadınları ile Konuşma şeklinde yansıyan konuşmasında, yanında başı örtülü eşi Latife Hanım olmak üzere kadınların örtünme meselesine değiniyor. Atatürk konuşmasında Türk kadının Milli Mücadeleye katkısından şükranla bahsettikten sonra, yabancıların Türk kadınına örtüsü dolayısıyla önyargılı bir şekilde bakışını eleştiriyor. Konuşmanın orijinal halini muhafaza edebilmek için sadece bazı kelimelerin anlamlarını açıklayarak konuşmayı aşağıya aktarıyorum.

Dinimiz İfrat ve Tefritten Uzaktır

“Filhakika memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde, tarzı telebbüsümüz (giyinmemiz), kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır. Şehirlerdeki kadınlarımızın tarzı telebbüs ve tesettüründe iki şekil tecelli ediyor: ya ifrat ya tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinmeyen, çok kapalı, çok karanlık bir şekli harici gösteren bir kıyafet veyahut Avrupa’nın en serbest balolarında bile kıyafeti hariciye olarak arzedilemeyecek kadar açık bir telebbüs. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder.”

Atatürk kadınların ifrat ve tefrite düşmeden giyinebileceklerini, Avrupa kadınlarını taklit etmenin gerekmediğini bilhassa vurguluyor.

Kadınlar Dinin Emrettiği Gibi Örtünebilirler

“O şekiller dinimizin muktezası (gereği) değil, muhalifidir. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız şeriatın tavsiyesi, dinin emri mucibince tesettür etselerdi ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Tesettürü şer’i, kadınlar için mucibi müşkilat olmayacak, kadınların hayatı içtimaiyede (toplumsal hayatta), hayatı iktisadiyede, hayatı maiyette ve hayatı ilimde erkeklerle teşriki faaliyet etmesine mani bulunmayacak bir şekli basitedir. Bu şekli basit heyeti içtimaiyemizin ahlak ve adabına mıgayyir (aykırı) değildir. “

Görüldüğü gibi Atatürk örtülü kadınların dışlanmasını değil, tam aksine hayatın her alanına katılmasını arzu ediyor.

Kadınlar Avrupa Kıyafetlerini Taklit Etmemelidir

“Tarzı telebbüsümüzü ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus adatı, kendine göre milli hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir. Ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır.”

Atatürk kadınların giyiminde milli gelenek ve üsluba dikkat edilmesine önem veriyor.

Kadın Kıyafetlerinde Yenilik Peşinde Değiliz

“Bizim tesettür meselesinde nazarı itibare alacağımız şey, bir yandan bir milletin ruhunu, diğer yandan hayatın icabatını düşünmektir. Tesettürdeki ifrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacı da temin etmiş olacağız. Tarzı telebbüsümüzde milletin ruhi ihtiyacını tatmin için, islam ve Türk hayatını iptidadan bugüne kadar layıkıyle tetkik etmek ve etrafiyyle tavzih etmekliğimiz lazımdır. Bunu yaparsak görürüz ki, şimdiki tarzı telebbüsümüz ve kıyafetimiz onlardan başkadır, lakin onlardan daha iyidir diyemeyiz. Bizim kadın hayatımızda, kadının tarzı telebbüsünde teceddüt (yenilik) yapmak meselesi mevzubahis değildir. Milletimize bu hususta yeni şeyleri bellettirmek mecburiyeti karşısında değiliz. Belki ancak dinimizde, milliyetimizde, tarihimizde zaten mevcut olan adeti mergubeye (itibar edilen adetlere) intizamı cereyan vermek mevzubahis olabilir. Biz başlı başımıza ferden her türlü şekilleri tatbik edebilir, kendi zevkimize, kendi arzumuza, kendi terbiye ve seviyemize göre istediğimiz kıyafeti ihtiyar eyliyebiliriz. Ancak bütün milletin şayanı kabul göreceği şekilleri, bütün milletin hayatında kabiliyeti tatbikiyesi olan kıyafetleri herhalde temayülatı umumiyede (genel eğilimde) aramak ve o şekillerin muvaffakiyetini temayülatı umumiyede aramak ve o şekillerim muvaffakiyetini temayülatı umumiyeye tevafukta görmek lazımdır. Bazı milletlerin zevk alemlerini memleketimizde tatbike kalkmak bittabi hatadır. Bu yol hayatı içtimaiyemizi feyz ve fazilete isal etmez.”

Atatürk İnkılabın, kadın kıyafetlerinde bir yenilik peşinde koşmadığını, bu konuda ferden herkesin istediği gibi giyinebileceğini, ölçüyü ise genel eğilimin tayin edeceğini kaydediyor.

Kadınlar Hem Örtünmeli Hem de Toplumsal Hayata Katılmalıdır

“Daha selametle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlaki, içtimai, iktisadi hayatta erkek şeriki, muavin ve müzahiri yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız şeriatın tavsiye, dinin emrettiği bir kıyafetle, faziletin icabettirdiği tavrı hareketle içimizde bulunur; milletin ilim, sanat, içtimaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz; milletin en mutaassıbı dahi takdirden meni nefis edemez. Bilakis o halin aleyhinde söylenecek sözlere karşı, belki onun müteşebbislerinden daha fazla müdafii olur.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C:ll, ss151-157)

Görüldüğü üzere Atatürk kadınların örtünmesine karşı değil, örtünen kadınların ilimden sanata her alanda erkeklerle birlikte toplumsal hayata katılmasını istiyor. Hal böyleyken, Atatürkçülük adına Türk kadınlarına baskı yapılmasının, toplumsal hayattan dışlanmasının pek iyi niyetle bağdaşmadığını söylemeliyiz. Eğer iyi niyetli iseler, çözüm işte Atatürk’ün sözlerinde mevcut… Türkiye’nin dini, mezhebi, etnik konulardaki meseleleri demokratik hukuk devleti içinde, insan haklarına uygun çözümlere kavuşturacak ortak paydaya, devlet aklına ve siyasi iradeye sahip olduğu görülüyor. Dünyada ve bölgemizdeki jeopolitik deprem karşısında bu konularda problemler çıkarmaya yönelik radikal tavırları marjinalleştirmek siyasetin, medyanın ve hukukun ortak vazifesi olmalıdır.

yazarın diğer yazıları

Dündar Taşer üzerinden Devlet Bahçeli’yi anlamak: “Fena fi'd-devle ve’l mille”

Ülkücü hareketin 'Osmanlı' yorumu ve devlet kutsiyeti anlayışı... Dr. Devlet Bahçeli’nin bugünkü uzlaşmacı ve kuşatıcı liderliğini anlamak için Taşer’i okumak.

Devamını Oku

10 Şubat 2026 Salı - 08:45

CHP’de Keçiören krizi veya keskin sirke…

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifasıyla başlayan süreç, bizzat Genel Başkan Özel’in karıştığı iddia edilen "hakaret ve küfür" tartışmalarıyla gündeme oturdu. Kurultaylarla aşıldığı sanılan yönetim krizinin, yerini siyasi bir nezaket ve strateji krizine bıraktı.

Devamını Oku

09 Şubat 2026 Pazartesi - 08:42

CHP’nin vazgeçemediği iki dereceli vesayet anlayışı

Sandık halktan nasıl kaçırıldı? 1931'de vaat, 1935'te yasak... CHP'nin iki dereceli seçim ısrarı ve halkın iradesini 'ikinci seçmen' süzgecine hapseden Recep Peker doktrini.

Devamını Oku

06 Şubat 2026 Cuma - 08:41

Yazarın Tüm Yazıları

diğer yazarlar

Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

Yazar
Taceddin Kutay
[email protected]