


Trump yönetimi, 2025 sonu ilan edilen yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni bizzat Maduro'yu ele geçirerek uygulamaya koydu. Bu sadece bir rejim değişikliği değil, Washington’un dünyaya ilan ettiği yeni bir "mutlak hakimiyet" ilanı!
0:00
--:--
Son Güncelleme: 04 Ocak 2026 Pazar - 00:00 | GDH Haber
ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesi bütün dünyaya bir uyarı niteliğindedir
Donald Trump yönetimi Venezuela üzerindeki baskıyı fiili bir askeri müdahaleye dönüştürdü…Trump’ın verdiği ilk bilgiye göre Venezuela Devlet Başkanı Mudoro ve eşi ABD güvenlik kuvvetleri tarafından ele geçirildi. Venezuela’ya yönelik askeri müdahale Trump’ın ilan ettiği yeni jeopolitik doktrinin Amerikan kıtasındaki, ABD’deki ifadesiyle Batı Yarımküre’deki ilk ve sert uygulaması olarak tarihe geçti. Trump’ın bu konulardaki açıklamaları, 2025’in sonunda açıklanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde resmi bir devlet belgesine ve doktrinine dönüşmüştü.
Belgede ABD’nin açıkça Trump tarafından takviye edilmiş bir “Monroe 2.0 Doktrini” uygulamasına geçileceği şöyle ilan ediliyordu:
“Yıllarca süren ihmalden sonra, Amerika Birleşik Devletleri, Batı Yarımküre'de Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve anavatanımızı ve bölge genelindeki kilit coğrafyalara erişimimizi korumak için Monroe Doktrini'ni yeniden teyit edecek ve uygulayacaktır. Yarımküre dışı rakiplerin güçlerini veya diğer tehdit edici yeteneklerini konumlandırma veya Yarımküremizdeki stratejik açıdan hayati varlıklara sahip olma veya bunları kontrol etme yeteneğini reddedeceğiz. Monroe Doktrini'ne yapılan bu "Trump Eklentisi", Amerikan güvenlik çıkarlarıyla tutarlı, Amerikan gücünün ve önceliklerinin sağduyulu ve güçlü bir restorasyonudur.”
Belgede ABD için önceliği Amerikan kıtası olduğu çok net olarak ifade ediliyor. ABD Trump’ın revize ettiği “Monroe 2-0 doktrini” Amerika kıtasını her şeyiyle kontrol etmeyi hedefliyor. ABD’nin kıtadaki askeri gücünü kuvvetlendirmesi, deniz yollarını kontrol altına alması, kolluk kuvvetlerinin kullanılmasının ötesine geçecek ölümcül güç kullanılması ve kıtanın tam anlamıyla ticari kontrol altına alınacağı belgede şöyle ifade ediliyor:
“Amerika Birleşik Devletleri, Batı Yarımküre'deki askeri varlığını yeniden gözden geçirmelidir. Bu, dört açık anlama gelir:
“● Küresel askeri varlığımızın, özellikle bu stratejide tanımlanan görevler olmak üzere yarımküremizdeki acil tehditleri ele alacak şekilde ve son on yıllarda veya yıllarda Amerikan ulusal güvenliği için göreceli önemi azalan bölgelerden uzağa yeniden ayarlanması;
“● Deniz yollarını kontrol etmek, yasadışı ve diğer istenmeyen göçleri engellemek, insan ve uyuşturucu kaçakçılığını azaltmak ve bir krizde kilit geçiş yollarını kontrol etmek için daha uygun bir sahil güvenlik ve donanma varlığı;
“● Son birkaç on yılın başarısız olan sadece kolluk kuvveti stratejisinin yerini almak üzere gerektiğinde ölümcül güç kullanımı da dahil olmak üzere sınırı güvence altına almak ve kartelleri yenmek için hedefli konuşlandırmalar; ve
“● Stratejik açıdan önemli yerlerde erişim kurmak veya genişletmek. Amerika Birleşik Devletleri, tarifeleri ve karşılıklı ticaret anlaşmalarını güçlü araçlar olarak kullanarak kendi ekonomisini ve endüstrilerini güçlendirmek için ticari diplomasiye öncelik verecektir. Hedef, ortak uluslarımızın iç ekonomilerini inşa etmeleri, ekonomik olarak daha güçlü ve daha sofistike bir Batı Yarımküre'nin Amerikan ticareti ve yatırımı için giderek daha çekici bir pazar haline gelmesidir. Bu Yarımkürede kritik tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi bağımlılıkları azaltacak ve Amerikan ekonomik direncini artıracaktır. Amerika ve ortaklarımız arasında oluşturulan bağlantılar her iki tarafa da fayda sağlarken, Yarımküre dışı rakiplerin bölgedeki etkilerini artırmasını zorlaştıracaktır. Ve ticari diplomasiye öncelik verirken bile, silah satışlarından istihbarat paylaşımına ve ortak tatbikatlara kadar güvenlik ortaklıklarımızı güçlendirmek için çalışacağız.”
ABD belgede kıtada yabancı ülkelerin ticari, teknolojik ve her türlü alt yapı yatırımlarına karşı olduğunu ve ilk tercihin ABD olması lazım geldiğini açıkça söylüyor. ABD stratejik rakiplerin bölgedeki işbirliğinden rahatsız olduğunu kaydediyor. Bunun için dost ve müttefik ülkelerle ilişkiler geliştirilecekken, yabancı bazı ülkelerle ilişkide olan ideolojik olarak ABD ile problemli olan ülkelere işaret ediliyor.
Bu bağlamda bu konuyu ulusal güvenlik ve istihbaratın temel önceliklerinden biri olarak tayin ediyor Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi:
“Ulusal Güvenlik Konseyi, istihbarat topluluğumuzun analitik kolu tarafından desteklenen ajansları, Batı Yarımküre'deki stratejik noktaları ve kaynakları, bunların korunması ve bölgesel ortaklarla ortak geliştirilmesi amacıyla belirlemek üzere görevlendirmek için derhal güçlü bir kurumlar arası süreç başlatacaktır.”
Belge meseleyi güvenlik ve istihbarat meselesinin de ötesine taşıyarak bütün ABD hükümetine ve kurumlarına Amerikan kıtasında ABD özel sektörünün önünü açmak, işlerini takip etmek ve rakiplerin önünü kesmek görevini de veriyor:
“Yarımküremizi başarılı bir şekilde korumak, aynı zamanda ABD Hükümeti ile Amerikan özel sektörü arasında daha yakın bir işbirliği gerektirir. Tüm büyükelçiliklerimiz ülkelerindeki büyük iş fırsatlarından, özellikle büyük hükümet sözleşmelerinden haberdar olmalıdır. Bu ülkelerle etkileşime giren her ABD Hükümeti yetkilisi, işlerinin bir parçasının Amerikan şirketlerinin rekabet etmesine ve başarılı olmasına yardımcı olmak olduğunu anlamalıdır. ABD Hükümeti, bölgedeki Amerikan şirketleri için stratejik satın alma ve yatırım fırsatlarını belirleyecek ve bu fırsatları Dışişleri, Savaş (War - Not: Savunma Bakanlığı yerine eski adıyla Savaş Bakanlığı kullanılmış olabilir veya kurgusal bir değişikliktir) ve Enerji Bakanlıkları; Küçük İşletmeler İdaresi; Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu; İhracat-İthalat Bankası; ve Milenyum Mücadele Kurumu içindekiler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere her ABD Hükümeti finansman programı tarafından değerlendirilmek üzere sunacaktır. Aynı zamanda, bölgede altyapı inşa eden yabancı şirketleri dışarı itmek için her türlü çabayı göstermeliyiz.”
Venezuela’ya sert ve sonuç alıcı askeri müdahale, ABD’nin Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nin kararlıkla ve icap ederse güç kullanarak uygulanacağının Amerikan kıtasına ve bütün dünyaya gürültülü bir şekilde duyurulması anlamına geliyor. Çin başta olmak üzere bölgede ticaret yapmaya çalışan bütün aktörler sert bir şekilde uyarılmış oldu. Monroe Doktrini’nin ilk versiyonu o zamanki dünya gücü olan Avrupa’ya bir uyarıydı, Trump’ın revize ettiği Monroe 2-0 Doktrini dünyanın yeni ekonomik gücü ve ABD’nin ekonomik rakibi başta olmak üzere bütün dünyaya bir uyarı anlamına geliyor.
ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesi ve yeni Monroe 2-0 Doktrininin etkisinin sadece Venezuela ve Amerikan kıtasıyla sınırlı kal(a)mayacağı ortadadır. Bu durum diğer güçlerin kendi çıkar alanlarında önünü açabilirken, yeni çatışmalara da yol açabilir. Bu ikinci Dünya Savaşı sonrası ABD gücüyle kurulan uluslararası sistem, kurum ve kurallarının bizzat ABD tarafından tartışmaya açılması anlamına geliyor. ABD’nin İran’a yönelik tehditleri hatırlandığında dünyanın geri kalanının, jeopolitik deprem ve mücadelenin sınırlarını tartışmak zorunda kalması kaçınılmaz gibi görünüyor.
Devamını Oku
15 Mayıs 2026 Cuma - 10:29
Devamını Oku
12 Mayıs 2026 Salı - 10:09
Devamını Oku
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:33