
Sosyal medyada boy boy reklamı yapılan, Anadolu şehirlerine kadar yayılan 'Alman Döneri' saçmalığı, aslında içinden çıktığı yumurtayı beğenmeyen civcivlerin hikayesi mi? Kendi vatanımızda kendi mutfağımızın başkasına hamledilmesine müsaade eden aymazlığı masaya yatırıyoruz.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 12 Şubat 2026 Perşembe - 08:37 | GDH Haber
B. Memleketin dört bir yanında mantar gibi türeyen “Alman Döneri” saçmalığını sanırım siz de görmüşsünüzdür. Salata diye ekmeğin arasına lahana ve hıyar koyunca, üstüne de bir parça yoğurt su dökünce doluyormuş size Alman Döneri! Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier, Türkiye ziyaretine Berlin’den bir Türk dönerciyi de getirmişti hatırlarsınız. Adı Türk, aslı Türk, kendi Türk bu yemeğin Türk yemeği olarak tescillenmesine karşı olduklarını beyan etmişlerdi. Kavanoz dipli dünyada dönerimizi de bize çok görenler dalga geçer gibi dönerin aynı zamanda bir Alman yemeği olduğunu öne sürdüler. Pizza ne kadar Türk yemeği ise döner de o kadar Almanya yemeğidir. Mardin’in köyleri ne kadar memleketin her köşesinde pizzacı varken aklı evvel pizzanın Türk yemeği olduğunu iddia etmiyor, aksine Pizzasının marifetini ortaya koymak isteyen herkes restoranına Mario, Luigi, Di Mare gibi İtalyanca isimler veriyor. Hakikatle barışıksanız başka şansınız yok zira; size deli muamelesi yaparlar pizza Türk yemeğidir derseniz. Fakat döner Alman yemeğidir deyince hiç kimse aklınızda alay etmeye kalkmıyor. Hadi uluslararası mahfillerde bu saçma sapanlığı sürdürmelerine mani olamıyorum, bari bir hayır himmet sahibi yetkili çıksa da bumez Belenliğe Türkiye’de izin vermeyeceğimizi söylese. Dönerin bir standardının olmasa ve mutlaka Türk olarak adlandırılması zaruridir. Hal böyleyken bu işletmelere kimin bu isimle ruhsat verdiği, bu saçmalığa müsaade ettiği sorusunu yüksek sesle tartışmamız gerekir. Maatteessüf sosyal medyada boy boy reklamları yayınlanan bu işletmeler hiç kimseyi rahatsız etmiyor. Sadece İstanbul’da değil Anadolu şehirlerinde de alman döneri olduğu iddia edilen bu şeyin satıldığı işletmeler açılmaya başlandı. Marka tescilden sorumlu kurumlarımız, standart enstitümüz bu açık hırsızlığa kendi vatanımızda göz yumuyor. Öyleyse sormak gerekiyor, kimi kime şikâyet edersek bu meseleyi gerçekten dert eden bir kamu kurumuna rast gelebiliriz?
Motora alman deyince havalı oluyor, bıçağı alman deyince havalı oluyor; arabaya, spor ayakkabıya, dikiş makinesine Alman deyince havalı oluyor. Bu kadarını anladık. Garipsemiyoruz da, hakikaten öyledir. Fakat dönere de Alman deyince daha havalı olacağı fikrini ortaya atan her kimse kendini şöyle bir göstersin lütfen, soracağımız birkaç soru var kendisine. Haydi o sorular bizde mahfuz kalsın, para kazanma hırsı ile gözü hiçbir şey görmeyen niceleri gibi ne dediğinin ne yaptığının farkında olmayan tüccarlardır diyelim bu arkadaşların cümlesine, peki bu aymazlığa göz yumuyor oluşumuzu nasıl açıklayacağız?
Pilavımızın yüzüne bakan yok lüks restoranlarda, hevesle risotto pişiriyor aşçılar. Köftemizi fazla alaturka buluyor olacaklar ki burger yemek daha havalı geliyor gençlere. Türk mutfağının kıymetini ecnebiler bilirken bizim bilemeyişimizi yadırgamıyorum Arap tavrı ezan okumaya hevesli müezzinlerin yaşadığı memleketimizde. İçinden çıktı yumurtayı beğenmeyen civcivlerle dolu bir kümese andırıyoruz. Allah aşkına bu memlekete ait hiç şey yok mu hoşumuza giden? İşin garibi, alman döneri diye satılan şeyin bizim dönerimizle rekabet edecek herhangi bir vasfı, kalitesi yok. Nasıl sağda solda ekler, profiterol diye satılan tatlıların Paris Boulangerielerilerinde satılanlarla pek bir alakası yoksa, döner diye satılan bu şeyin de bizim dönerimizle pek bir alakası yok. Ekler, profiterol Türk tatlısıdır diyerek Paris’in orta yerinde tatlıcı açtıklarını düşünün Fransızların, yer yerinden oynar. Allah aşkına bütün soruları bir yana bırakıp şu soruya cevap arayalım: milli gurur denilen şeye Fransızlardan daha az layık olduğumuzu kim öne sürüyor? Estağfurullah kimse öyle bir şey söylemiyor şeklinde cevap alacağız bu soruya. Pekâlâ, bu her isteyenin her istediğini yapabildiği düzende, öz be öz bize ait olanı başkasına hamletmek aymazlığına müsaade etmek nedendir? Kel ve fodulların sınıf atlama heveslerini tatmin etmek için bize ait hiçbir şey bırakmadığımız gün köksüzlüğümüz tescillenmiş olacak. Bunun farkında değil miyiz? Biz de sahip çıkmayacaksak bu kültüre kim sahip çıkacak?
Buyrun size kazık gibi birkaç sual; dilediğiniz sorun. Sanmam ya sizi ikna eden bir cevap bulursanız bu sorulardan herhangi birine çok rica ederim benimle de paylaşın. Duacınız olurum.
Devamını Oku
05 Şubat 2026 Perşembe - 08:30
Devamını Oku
30 Ocak 2026 Cuma - 08:33
Devamını Oku
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:13