
Alman Şansölyesi Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u aynı 'kabus senaryosunda' buluşturan o büyük korku ne? Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sığındığı limanı kaybederken, sermayenin Pasifik’e kayışıyla birlikte Batı bloku içten içe mi parçalanıyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 22 Ocak 2026 Perşembe - 10:13 | GDH Haber
Merz ve Macron iki gün arayla oldukça benzer şikayetlerde bulundular. “Karşımızda bizimle herhangi bir şekilde müzakere etmeyen, arzularını bize dayatan, kanun kural düzen tanımayan bir güç var. Bu güç elde etmek ne pahasına olursa olsun elde etmeyi amaçlayan ve herhangi bir kural tanımayan bir güç”… her ikisinin konuşması da bu minvalde idi. Bir süre öncesine kadar bizim dile getirdiğimiz ve şikayetçisi olduğumuz şeyi şimdi Almanya’nın ve Fransa’nın idarecileri suretinde dile getiriyor olmaları tarihin ilginç bir dönüm noktasında yaşadığımıza işaret ediyor.
Bu karşı karşıya geliş ve birbirini tehdit olarak görme durumu tabi olarak bir soruyla muhatap olmamızı sağlıyor: Batı bloku çözülüyor, bölünüyor mu?
19. yüzyılın tamamında ve 20. yüzyılın ilk yarısı boyunca birbiriyle çatışmış olan Avrupa devletleri, ikinci Dünya Savaşı sonrası nasıl oldu da aynı hat üzerinde yer almaya razı oldu? Esasen cevaplamamız gereken ve cevapladığımız takdirde bize yukarıdaki sorunun cevabını verecek olan soru budur. Gerilimlerin, çatışmaların ve savaşların kaynağının kapitalizm olduğu bir çağda doğru cevabı kapital üzerinden aramakla mükellefiz. Batı ikinci Dünya Savaşı sonrasında aynı sermaye öbeğinin ve ekonomik sistemin etrafında imzalandığı için bir bütün olarak görüldü ve böyle bir duruş arz etti. Elbette böyle bir düzenden evvela vazgeçecek olan İngiltere olacaktı ve böyle de oldu. Batı şu anda tarihsel düşmanlıklarıyla var olmuş medeniyetleri bir araya getiren bu sermaye öbeklenmesinden saptığı ve bir başka düzenin kurulduğu tarihi bir dönemi yaşıyor. Hadiseyi bilenlerin ve doğru analiz yapmayı becerebilenlerin “sermayenin Pasifiğe kayması” olarak adlandırdıkları ve uzun süredir tartıştıkları fenomen nihayet asıl çatlağı Avrupa merkezli şekilde batı ittifakında meydana getiriyor. Alman başbakanı Merz’in sözleri hakikaten dikkatle analiz edilmeyi hak ediyor. “Almanya olarak dünyanın en önemli endüstri ülkelerinden birisiyiz ancak Amerika buna saygı duymuyor” derken Alman başbakanı, Almanya’nın bundan sonraki düzende oynayacağı rol hakkındaki müphemlikten şikâyet ediyor.
Eline haritayı alıp Grönland nerede diye şöyle bir bakan hiç kimse Avrupalı devletlerin gerçekten Danimarka’nın çıkarı için feveran ettiği sonucuna ulaşamaz. Öyleyse asıl şikayet edilen şeyin, ikinci Dünya Savaşı sonrası kurulmuş olan düzenin bozulmasına yönelik olduğunu söylemek oldukça mümkündür. Talep edilen asıl şey, savaş sonrası dönemde kurgulanan dünyaya sadakattir. Söz konusu kurgunun iki önemli unsuru vardır:
İşte Grönland Hadise’nin Avrupalılara asıl rahatsız eden en önemli amil bu iki unsur üzerine kurulmuş olan düzenin artık terk edildiğine dair en güçlü emarenin yani avrupalı bir ülkenin sınırlarının Amerika tarafından değiştirilmek istenmesidir. Hakiki bir kabus senaryosu, geleceğe matuf ürkütücü bir müphemlik tablosudur bu. Devam etmesi imkansız olan küresel düzenin her yerde çatlamasına razı olan avrupalı zihni, Avrupa’da herhangi bir düzen değişikliğini bu sebeple büyük feveranla karşılamaktadır.
Devamını Oku
15 Ocak 2026 Perşembe - 08:56
Devamını Oku
09 Ocak 2026 Cuma - 12:32
Devamını Oku
01 Ocak 2026 Perşembe - 10:30