
Asırlık rüya Bakü’de yeniden canlanıyor: I. Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılında, dilde ve fikirde birlik için tarihi adım! 28 Şubat’ın dar gömleğini yırtan Türkiye, Türkistan’la kucaklaşıyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 01 Mart 2026 Pazar - 00:00 | GDH Haber
B. 26 Şubat 1926 günü Bakü’de bulunan İsmailiye Sarayı’nda tertip edilen I. Türkoloji Kurultayı’nın 100. Yılında aynı mekanda yine bir Türkoloji Kurultayı tertip edildi. Yüz yıl önce Azerbaycan, Türkiye, Tataristan, Başkurdistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırım, Yakutistan, Almanya, Gürcistan, Rusya, Ukrayna, Macaristan ve İran’dan 131 bilim adamı ve siyasetçinin katılımıyla düzenlenen bu kurultaya ülkemizden Fuat Köprülü gibi önemli bir münevverin katıldığını belirtmeliyiz. İsmail Gaspıralı’nın “dilde, fikirde, işte birlik” idealinden yola çıkarak toplanan kurultay, Latin alfabesi temelli bir ortak alfabeyi hayata geçirmek ve Türk dilleri arasında müşterekliği artırmak gibi bir hedefe sahipti.
İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi ve Star Gazetesi yazarı Mehmet Yalçın Yılmaz, kurultayın 100. yılı vesilesiyle sunduğu tebliğde o günün şartlarında Sovyetler Birliği himayesinde gerçekleşen kurultayın motivasyonunu şu şekilde ifade ediyor:
“Lenin’in milliyetler politikası, dil meselesini kültürel çoğulculuğun bir aracı olarak değil, sosyalist dönüşümün bir altyapısı olarak ele almıştır. Lenin’e göre sosyalist devrim, imparatorluk bünyesindeki halkları zorla asimile ederek değil, onların “ulusal biçim”lerini tanıyarak inşa edilmeliydi. Her ulus kendi diliyle sosyalizme katılmalı, ulusal kültür, burjuva milliyetçiliğinin değil, proletaryanın taşıyıcısı olarak görülmeli, sosyalist içerik, ulusal biçim üzerinden yayılmalıydı”…
Yılmaz’ın bu izahı, Sovyetler Birliği’nin böyle bir kurultaya yönelik motivasyonunu anlamamızı sağlamaktadır. Latin alfabesine geçiş, Arap alfabesi kullanan Türk topluluklarının sekülerleşmesine ve böylelikle sosyalizme daha uygun bir zemine gelmelerine vesile olacağı öngörüsüyle teşvik edilmiştir. Elbette böyle bir dönüşüm, aynı zamanda çeşitli Türk topluluklarının ortak alfabe üzerinden iletişim olanaklarına da katkı sağlayacaktır. Buna mukabil, Lenin sonrası dönemde bu politika terk edilmiş, Stalin’in rus kültürünü merkeze alan asimilasyon politikaları, Kril Alfabesi’nin dayatılması suretinde yeni bir durumu beraberinde getirmiştir. Böylelikle Türkistan coğrafyası ile aramızda yazı anlamında kapanmaz bir mesafe meydana gelmiş, Türkistan halkları ile Türkiye birbirinden kalben ve fikren uzaklaşmıştır.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın bir süredir üzerinde çalıştığı ve önemli mesafe kat ettiği ortak alfabe çalışması bakımdan son derece önemlidir. Yüzyıl evvel Sovyetler Birliği’nin ideolojik hesaplarla yürüttüğü projenin yerini 100 yıl sonra Türkiye’nin liderlik ettiği bir başka proje alıyor. Şimdi motivasyonu Türk devletlerinin bağımsızlığına ve karşılıklı işbirliğine hizmet etmek olan bambaşka bir durum var.
Bu kurultayın 27-28 Şubat tarihlerine denk gelişi bu bakımdan altı çizilmesi gereken bir başka önemli durumu bizlere hatırlatıyor. Çok matah bir şeymiş gibi bin yıl süreceği söylenen, postmodern denilerek masumlaştırılmaya çalışılan 28 Şubat darbesinin asıl hedefinin laiklik kaygıları olmadığını, aksine Türkiye’ye biçilmek istenen dar ufuklu ulus devlet rolünü takdim etmek ve sınırlarının ötesinde gönül birlikteliği olan coğrafyalarlardan koparmak olduğunu artık çok iyi biliyoruz. Günümüzde laikliği savunduğunu söyleyenler açısından bu sözlerimiz herhangi bir mana ifade etmiyor olabilir. Lakin Türkiye o deli gömleğini yırtıp atmasıyla birlikte Türkistan coğrafyasından İslam alemine din, dil, kültür birlikteliği olan halklara uzanan büyük bir devlet olduğunu yeniden hatırlaması sayesinde bu gibi hayırlı hedeflere koşmaktadır.
Bakü‘de düzenlenen kurultay bu bakımdan Türk dünyasına olan yaklaşımımızı basit retoriklerden çıkarıp, somut adımlar atacağımız bir seviyeye taşıyan önemli bir kilometre taşıdır. Bu vesileyle bu kurultayın tertip edilmesinde emeği bulunan Yunus Emre Enstitüsü’ne, Milli Eğitim Bakanlığı’na, Türk dil kurumuna ve Marmara Üniversitesi’ne şükran borçlu olduğumuzu belirtmek gerekir. Son olarak bu kurultayın düzenlendiği Bakü’nün sadece tarihsel açıdan bir anlam ifade etmediğini vurgulamak isterim. Türk dünyasının birliğine kalpten inanan Azerbaycan Kültür Bakanlığı (Medeniyet Nazirliyi) ve Eğitim Bakanlığı (İlim ve Tahsil Nazirliyi) böyle bir kurultaya evsahipliği yapmaya en layık kurumlar olduklarını gerek organizasyon gerek ortaya koydukları duruşla ispat etmişlerdir. Bereketli meyveler, hayırlı semereler vermesini Allah’tan niyaz ederiz.
Devamını Oku
28 Şubat 2026 Cumartesi - 08:44
Devamını Oku
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:09
Devamını Oku
12 Şubat 2026 Perşembe - 08:37