
Evlat sevilecek, bir emanettir; tapılacak bir put değildir. Henüz elifi-merteği bilmeyen masum çocuklara yol-yordam, usul-adap, olur-olmaz öğretilir. Hepimizin bildiği bir formül vardır malum: evvela aile öğretir, sonra muhit öğretir, sonra okul öğretir.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 16 Nisan 2026 Perşembe - 11:26 | GDH Haber
B. GDH’ta alakanıza sunduğumuz Mevzubahis programının 111. bölümünü yayınladık. Başladığımızdan beri en az on bölümde şımarık velilerle, tanrıcık muamelesi yapılan çocuklarla, okul düzenimizin altüst olması ile ilgili konulardan bahsettik. Artık kronik bir sorun halini almıştır bu görgüsüzlük ve görgüsüzce taleplerin bir köşeye sıkıştırdı eğitim politikalarımız.
Evlat sevilecek, bir emanettir; tapılacak bir put değildir. Henüz elifi-merteği bilmeyen masum çocuklara yol-yordam, usul-adap, olur-olmaz öğretilir. Hepimizin bildiği bir formül vardır malum: evvela aile öğretir, sonra muhit öğretir, sonra okul öğretir. Maalesef zincirin üç halkasında da kesif sorunlar yaşıyor toplumumuz. Aileler çocukların patron olduğu bir ev düzenini normalleştirdi ne yazık ki. Muhit diye bir müessese artık yok; eser miktarı kalan muhitlerde de kimsenin çocuğunu eğitebilecek bir ortam yok, çocuğuna öyle bir görgü verilmesine razı ana-baba yok. Okullardaki durum da malum. Bir yanda CİMER tehdidi, bir yanda velilerin akılalmaz talepleri, bir yanda çamura batmış eğitim politikalarımız okula ve öğretmene çok dar bir alan tanıyor. Neticede şekillenmeye, şekillendirmeye çok müsait çocuk zihni örnek olarak internetten bir şeyler buluyor kendisine, muallimlerini oradan seçiyor; onlar gibi olmak, o mecralarda gördüğü şeyleri yapmak talep ediyor. Böyle bir ortamda ne olsun, nasıl bir netice ortaya çıksın diye bekliyoruz?
Norbert Elias Hollandalıların özgürlük dediği şeye Almanların lâubalilik dediğini anlatırken bir hususun altını çizer. Bir Alman açısından Hollandalıların çocuk yetiştirmesi disiplinsiz, felaket, her türlü nabecalığı kendine hak gören şımarıkların yetişeceği bir ortama tekabül eder. Buna mukabil bir Hollandalının gözünde almanlar çocuklarına çok sert disiplin uygulayan bir millettir. Her iki milletin toplumsal yapısı da, belli konulardaki başarısızlığı ve başarısızlığı da ortadadır. Bizler ne Almanız ne de Hollandalıyız. Fakat sanki böyle değilmişiz gibi, adına modern bilim dediğimiz; özellikle sosyal bilimlerdeki tezlerini sürekli değiştiren bir pagan tanrısının belirleyiciliğinde sürekli kafası karışık vaziyette yap-boz oynuyoruz. Kafası karışık tanrının kafası karışık kulları… Çin’de yaşanan kültür devriminden daha sert, daha kesif bir iklimde yaşıyoruz. Sanki hepimiz yabani ot misali yerden bitmişiz de insanlık-medeniyet namına hiçbir birikimimiz yokmuş da hepimizin zihni tabula rasaymış, her isteyen orada her istediğini yapabilirmiş de bu sebeple bütün bu yaz-boz oyunları bize revaymış gibi bir iklimdeyiz. Ve maalesef yaşadığımız daha büyük bir felaket var ki, bu da Siverek ve Maraş’ta yaşanan hadiseler üzerinden istatistiksel bir sorunu tartışıyor gibi tutum takınıyor oluşumuzdur. Yani bütün Telegram kanallarını yasak etsek, bilgisayar oyunlarını erişilemez kılsak, çocukları sosyal medyadan uzak tutsak bütün sorunu çözecekmişiz gibi bir hava esiyor memlekette. Oysa karşımızda kayıp nesiller, herhangi bir değeri olmayan bir güruh, arzu ettiği her şeye ne şekilde olursa olsun ulaşabilmeyi mübah gören bir şımarıklık birikmiş durumda. Bundan sonrası da müphem. Şöyle bir silkinmek, aklı hâlâ başında olanlara kulak verip toplumsal değerlerimizi hatırlamak mecburiyetindeyiz. Teknik gelişimle, yabancı dil bilme istatistikleriyle kendimizi avuttuğumuz sürece bu noktaya varmamız mümkün değildir.
Devamını Oku
08 Nisan 2026 Çarşamba - 15:20
Devamını Oku
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:08
Devamını Oku
19 Mart 2026 Perşembe - 08:41