
Batı’nın yüzyıllardır ilmik ilmik ördüğü “entelektüel üstünlük” illüzyonunu, Kardinal Arinze’nin teorisinden bugünün İran-İsrail savaşına kadar uzanan bir çizgide deşifre edelim. Teorisi teorimizden pratiği pratiğimizden daha kanlı olanların kurduğu bu asimetrik denklemi bozalım.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 25 Mart 2026 Çarşamba - 10:08 | GDH Haber
B. Nijeryalı Kardinal Francis Arinze uzun yıllar Vatikan’ın dinler arası diyalog faaliyetlerine rehberlik etti. Bu konuda kaleme aldığı üç kitap vardır. Arinze’nin eserleri genel olarak kilise bağlılarına rehberlik etme amacını taşımakla birlikte bir Vatikan projesi olan dinler arası diyaloğun prensiplerini ortaya koyması bakımından da önemlidir. Gerçi bu tarz konulara değinmek hemen birtakım dipnotlar düşerek, aslında dinler arası diyaloğa inanmadığınızı, FETÖ’cülükle uzaktan yakından alakanız olmadığını ispat etmek zorunda hissedeceğiniz konulardır fakat izzetli bir insan bu çabalara tenezzül etmeden anlatacağı şeyi anlatmaya devam eder. Bu sebeple böyle bir açıklama yapmadığımı varsayarak devam etmenizi rica ederim.
Arinze eserinde bir prensibi dile getirir ve ideal diyaloğun ancak denk değerler esas alınarak yapılabileceğini vurgular. Bu cümleden örnek şudur: “İsa sol yanağına tokat atanlara sağ yanağını çevirdi ve inananlarına ‘sevin’ dedi; fakat Müslüman teröristler insan öldürüyor”. Kutsal kitap prensipleri ile günümüz dindarlarının arasında yapılacak bir mukayesenin hiçbir surette diyalog olamayacağını ifade eder Arinze. Mukayese edilecek ve üzerinde konuşulacak şeylerin en azından eşit seviyede olmasının esas olduğunun altı bu eserlerde birkaç kere çizilir. Arinze, yaptığı konuşmalarda bu hususu altına ısrarla ve defaatle vurgular.
Afrikalı, zenci bir kardinalin, üstelik Vatikan kardinalinin bu hususu özellikle vurguluyor olması boşuna değildir. Sürekli bir vehmi üstünlük peşinde koşan batılı zihin mukayese edilmemesi gereken şeyleri mukayese ederek bizlerden çok daha üstün olduğuna bizleri ikna etmeye çalışıyor yüzyıldan fazla süredir. Üstelik bunu medeni şekilde konuşur gibi yaparak yapmaya gayret ediyor. Maalesef bu tuzağa düşen pek çok Müslüman yahut gayrimüslim doğulu olmuştur. Bu tutumun en tipik örneği tarihe XVI. Benediktus olarak geçen Alman Joseph Ratzinger’in ünlü Regensburg konuşmasıdır. Müteveffa Papa konuşmasında İslamiyet’e ve Müslümanlara açıkça hakaret etmiş ve akıl ve mantık dini olan Hristiyanlığın karşısında kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiş olan İslamiyet’ten dem vurmuştur.
Batı’nın, Öteki’ne karşı zihninde tesis ettiği vehmi üstünlük kabulü büyük oranda bu teori ve tatbikat arasındaki kıyaslanamaz uçurum üzerine bina edilmiştir. Şu günlerde İsrail-Amerika ile İran arasında devam eden savaş bu yatkınlığın benzer tezahürlerini gözle görülür hale getirdi. Batı medyası ve siyaseti kendi toplumlarını hâlâ teorik olarak kendilerinden üstün oldukları pratik de eli kanlı bir Doğu’lunun varlığına ikna etmeye çalışıyor. İşte bu ‘Ahmaklaştırma Siyaseti’nin meyvelerini toplamak istiyor oluşlarının en doğal neticesi İsrail’in İran’ı savaş suçu işlemekle suçluyor olmasıdır. Kendisinden istifade edilebilir beynelmilel kuralların ve kaidelerin yegane istifade edicisi bu üstünlüğü kendisinde görendir. Kendi toplumlarını ve dünya kamuoyunu böyle bir hakkı olduğuna ikna etmenin yolu ise mukayese edilemezleri mukayese etmekten geçiyor. Oysa hakikat karşımızda gün gibi ayan beyan açık duruyor. Semitik dinlerin bu en kana meyilli olanının teorisi teorimizden pratiği pratiğimizden daha kanlıdır. Hatta bu noktada altı çizilmesi gereken şayan-ı dikkat husus şudur ki, sürekli dile getirdikleri Tevrat metinleri onların teorisinin bizim pratiğimizden daha kanlı olduğunu ortaya koyuyor. Buna rağmen böyle bir mukayesenin yapılıyor oluşu hadiseyi daha ilginç ve içinden çıkılamaz hale getiriyor.
Öyle bir ortamda, böyle bir tasalluta muhatap olan her medeniyetin ferdinin en asli vazifesi teorisi ile pratiğine birbirinden ayrı şekilde tasnif ederek kendisine yöneltilen mukayese tekliflerine mukabele etmektir. Maalesef henüz böyle bir Şura malik değiliz. Olmak dileğiyle…
Devamını Oku
19 Mart 2026 Perşembe - 08:41
Devamını Oku
11 Mart 2026 Çarşamba - 08:45
Devamını Oku
04 Mart 2026 Çarşamba - 08:11