Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Türkiye, ekonomik ve güvenlik işbirliği başta olmak üzere Afrik Boynuzu'nda etkisini artırıyor. İşte Türkiye'nin sert ve yumuşak gücü birleştiren etkili Afrika Boynuzu politikası hakkında bilinenler.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 23.02.2026 - 01:57
Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda artan etkisinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, geçtiğimiz hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Etiyopya’ya kapsayan ziyaretlerinin, Türkiye'nin bölge politikasında hem sert hem de yumuşak güç kullanımını bir kez daha ortaya koydığu belirtilen analizde, Türkiye'nin özellikle İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ardından bölgede daha etkin bir strateji zilemeye başladığı kaydedildi.
Analizde ayrıca; Türkiye'nin bölgeye dair, ekonomik, askeri ve kültürel hamlelerinin geleceğine dair değerlendirmelere ve öngörülere yer verildi.
İşte Arab News'de yayınlanan analiz:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta Mısır ve Suudi Arabistan’ı da kapsayan bölgesel turu kapsamında Etiyopya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.
Addis Ababa’ya yapılan bu ziyaret, bir Türk cumhurbaşkanının on yılı aşkın sürenin ardından gerçekleştirdiği ilk ziyaret olması bakımından sembolik önem taşısa da, ziyaretin zamanlaması çok daha geniş jeopolitik anlamlar taşıyor.
Özellikle İsrail’in Aralık ayında Somaliland’ı tanımasının ardından Orta Doğu’dan Afrika Boynuzu’na kayan stratejik dikkat, bu temasların önemini artırmış durumda.
Somaliland tartışması ve Türkiye’nin arabuluculuk rolü
Erdoğan, Addis Ababa’da yaptığı açıklamalarda İsrail’in Somaliland’ı tanımasını bir kez daha eleştirerek bu adımın “ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na fayda sağlayacağını” vurguladı.
1990’ların başında bağımsızlığını ilan eden Somaliland bugüne kadar İsrail dışında hiçbir ülke tarafından tanınmıyor. Ancak Etiyopya’nın Somaliland ile yakın ilişkileri bulunuyor. İki yıl önce Addis Ababa yönetiminin, diplomatik tanıma karşılığında Somaliland kıyılarında liman ve askeri üs kiralamayı öngören bir anlaşmaya vardığı iddia edilmişti.
Bu gelişme Somali’de ciddi tepkiye yol açmış ve daha geniş çaplı bir çatışma ihtimali doğurmuştu. Krizin çözümünde Türkiye arabuluculuk rolü üstlenmişti.
Varılan uzlaşı kapsamında Etiyopya, Somali egemenliği altında denize “güvenilir, emniyetli ve sürdürülebilir” erişim elde ederken, Somaliland ile yaptığı mutabakattan geri adım attı ve Somali ile koordineli ticari liman erişimi arayışına yöneldi.
Addis Ababa yönetiminin Ankara’nın arabuluculuğuna olumlu yaklaşmasında, Türkiye’nin Somali üzerindeki etkisi kadar Etiyopya iç savaşı döneminde mevcut yönetime verdiği destek de etkili oldu.
Somali Türkiye politikasının merkezinde
Türkiye açısından Somali, 2011’den bu yana Afrika Boynuzu politikasının merkezinde yer alıyor. Ankara ülkede liman yatırımları gerçekleştirdi, dünyadaki en büyük büyükelçiliğini kurdu ve askeri eğitim akademisi inşa etti.
Bu nedenle Erdoğan’ın Etiyopya ziyareti, Addis Ababa yönetimini Somaliland’ı tanımamaya ikna etme ve Somali’nin toprak bütünlüğünü destekleme çabası olarak yorumlandı.
2015’te Erdoğan’ın Etiyopya’ya yaptığı ilk ziyaretten bu yana Afrika Boynuzu’nda önemli gelişmeler yaşandı. Eritre-Etiyopya, Etiyopya-Somali ve Somaliland-Somali rekabetleri Türkiye açısından hem zorluklar hem de fırsatlar oluşturdu.
Bu rekabet ortamı Ankara’ya özellikle arabuluculuk gibi yumuşak güç unsurlarını devreye sokma imkânı sağladı. Son ziyaretle Türkiye, hem yumuşak hem sert güç araçlarıyla bölgeyle ilişkileri derinleştirme kararlılığını göstermeyi hedefledi.
Ekonomik ve güvenlik işbirliği anlaşmaları
Ziyaret kapsamında Türkiye ile Etiyopya arasında iki önemli ekonomik anlaşma imzalandı. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, görüşmelerin Eritre ile artan gerilim ortamında ekonomik ve güvenlik işbirliğini yeniden canlandırmayı amaçladığını açıkladı.
Abiy ayrıca Etiyopya’nın “denize erişim arayışını” Erdoğan ile görüştüğünü ve bu konudaki yapıcı görüşmeleri memnuniyetle karşıladığını belirtti. 1993’te Eritre’nin bağımsızlığından bu yana denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, güvenilir deniz erişimini stratejik öncelik olarak görüyor.
Ziyaret sırasında Türkiye’nin Somali’ye yönelik askeri ve enerji hamleleri de dikkat çekti. Ankara, deniz yetki alanı dışında ilk açık deniz enerji arama faaliyeti kapsamında Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisini Somali’ye gönderdi.
Ocak ayı sonunda ise Türkiye, Somali’ye F-16 savaş uçakları ve T129 ATAK helikopterleri konuşlandırdı. Bu adım, Türkiye’nin ülkede ilk kez üst düzey insanlı muharip hava unsurları konuşlandırması açısından önemli bir eşik olarak değerlendirildi.
Sert güç unsurlarının artışı ve İsrail rekabeti
Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki varlığı başlangıçta insani yardım faaliyetleri üzerinden şekillenmişti. Ancak son yıllarda Ankara’nın askeri ayak izini genişlettiği görülüyor.
Bu genişleme, Orta Doğu’daki güvenlik kırılmalarının bölgeye yansımasıyla yakından bağlantılı. İsrail’in Somaliland’ı tanımasıyla birlikte, İsrail-Türkiye rekabetinin Suriye sahasından Afrika Boynuzu’na da taşındığı değerlendirmeleri yapılıyor.
Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bazı bölge ülkeleri de İsrail’in Somaliland kararına karşı Türkiye’ye yakın bir pozisyon alarak Somali’ye destek veriyor.
Nitekim Şubat başında Riyad yönetimi de Somali ile askeri anlaşma imzaladı. Körfez ülkeleri açısından Afrika Boynuzu’nun coğrafi yakınlığı, özellikle deniz güvenliği perspektifinden bölgeye ilgiyi artırıyor.
Türkiye’nin genişleyen stratejik hedefleri
Türkiye, Etiyopya ziyaretiyle Somali merkezli politikanın ötesine geçerek Afrika Boynuzu genelinde rolünü büyütmek istediğini gösterdi.
Ankara, 2021’de Etiyopya ile kapsamlı bir askeri işbirliği anlaşması imzalamış, bu anlaşma iki yıl önce TBMM tarafından onaylanmıştı. Anlaşma; eğitim, savunma sanayii ve güvenlik alanlarını kapsıyor. Onay sürecinin Etiyopya ile Mısır arasındaki Nil üzerindeki baraj gerilimi dönemine denk gelmesi de Ankara’nın çözüm arayışındaki rolünü ortaya koyuyor.
Sonuç olarak Türkiye’nin Afrika Boynuzu politikası, daha geniş stratejik önceliklerin parçası olarak şekilleniyor. Ankara, bir yandan arabuluculuk gibi yumuşak güç unsurlarını sürdürürken diğer yandan askeri eğitim, üs faaliyetleri ve savunma ihracatını içeren daha sert güç araçlarına yöneliyor.
Bu yaklaşım, hem bölge içi rekabetleri dengeleme hem de İsrail’in nüfuz alanını sınırlama hedefini içeriyor. Ancak başarının, Afrika Boynuzu ülkelerinin siyasi iradesi ve bölgesel aktörlerin desteğine bağlı olduğu değerlendiriliyor.
Kaynak:
Arab NewsGDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Haberi Görüntüle
İLGİLİ HABERLER
Gazze’de Avustralyalı askerlerin mezarlarının zarar gördüğü iddia edildi
Hürmüz krizinde Çin'in tutumu ve olası dengeler
Rusya’dan Telegram ve Apple’a para cezası
İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısında Tel Aviv yakınlarında hasar oluştu
Arab News: İran savaşının Türkiye-Güney Kafkasya ilişkilerine olası etkileri
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
DİĞER HABERLER
Arab News: İran savaşının Türkiye-Güney Kafkasya ilişkilerine olası etkileri
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
Gulf State Analytics: Hürmüz krizinin küresel etkileri ne olacak?
The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?


