Foreign Affairs: ABD, Rusya gibi çamura mı saplanacak?

ABD'nin “İran operasyonunu” kısa sürede bitirme hedefi neden başarısız oldu? ABD İran'da, Rusya'nın Ukrayna'da saplandığı gibi gibi çamura mı saplanacak?

0:00

--:--

Son Güncelleme: 28.03.2026 - 01:39

NSosyal Logo
Foreign Affairs: ABD, Rusya gibi çamura mı saplanacak?

ABD merkezli önemli yayın organalrından Foreign Affairs'de, ABD'nin İran'a karşı saldırılarının Rusya'nın Ukrayna'ya karşı olan saldırıları üzerinden değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD Başkanı Trump ve ekibinin, İran'da rejimi hızla zayıflatıp kısa sürede izafere ulaşabileceklerine dair tahminlerinin tutmadığı tespiti yapılan analizde, ABD ve İsrail’in “hızlı liderlik hedefli darbe” yaklaşımının gelinen noktada başarısızlık ile sonuçlandığı belirtildi.

Analizde ayrıca; gelinen noktada savaşın çıkmaza girdiği ve yıpratma savaşının, varoluşsal bir şekilde yıllarca sürebileceği ve ABD'nin Rusya gibi kendisini savaş meydanında çamura saplanmış olarak bulabileceği tespiti yapıldı.

İşte Foreign Affairs'de yayınlanan analiz:

ABD ve İsrail, Şubat sonunda İran’ı bombalamaya başladığında Trump ve ekibi muhtemelen rejimi hızla zayıflatıp süreci kısa sürede istikrara kavuşturabileceklerini düşündü.

Nükleer görüşmelerin başarısızlığı ve İsrail’in İran’ın füze kapasitesini sınırlama isteği, “şimdi vurmak daha iyi” yaklaşımını öne çıkardı. Bölgeye zaten yığınak yapılmış, İran ise iç baskılar ve İsrail karşısında zayıflamış görünüyordu.

Ancak ortaya çıkan tablo, Venezuela’daki hızlı müdahaleden çok Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını andırdı. İran’ın sert karşılığı, süreci bir yıpratma savaşına ve olası bir çıkmaza sürükledi. ABD’nin de Rusya gibi hızlı ve kesin bir zafer yolu bulmakta zorlandığı görülüyor.

Bu durumdan çıkış için Washington’un bir noktada uzlaşmayı kabul etmesi gerekebilir. Ateşkes karşılığında nükleer zenginleştirmeye kalıcı sınırlamalar, yüksek zenginleştirilmiş uranyumun kaldırılması ve füze kapasitesine sınırlar getirilmesi gibi seçenekler öne çıkıyor.

Bu, İran’ın tamamen durdurulmasını sağlamasa da bölgesel güvenliği artırabilecek bir ara formül gibi duruyor.

İran’ın stratejik kimliği

İran uzun yıllar boyunca hem “devrimci bir dava” hem de “normal bir devlet” gibi hareket ederek gri bir alan yarattı. Suriye’den Irak’a, Lübnan’dan Yemen’e uzanan ağlarla bölgesel etkisini genişletti. Bu süreçte Batı, İran’ı askeri güçle değil diplomasiyle yönetilebilecek bir aktör olarak görmeye devam etti.

Ancak 7 Ekim sonrası gelişmeler bu yaklaşımı sarstı. İran ve bağlantılı aktörler doğrudan sahaya inerken, 2025’teki 12 günlük savaş askeri gücün İran’ı ciddi biçimde zayıflatabileceğini gösterdi. Buna rağmen Tahran geri adım atmak yerine kapasitesini yeniden inşa etmeye yöneldi.

Ukrayna benzeri çıkmaz

ABD ve İsrail’in hızlı “liderlik hedefli darbe” yaklaşımı, Rusya’nın Kiev’e yönelik ilk hamlesini hatırlatıyor. Beklenen hızlı çöküş yerine uzun soluklu bir yıpratma süreci ortaya çıktı. İran hâlâ füze ve İHA saldırıları yapabiliyor ve Körfez enerji akışını sekteye uğratarak denge kurabiliyor.

Karada belirleyici bir harekât ise neredeyse imkânsız görünüyor. İran’ın böyle bir adımı ağır hava saldırısını tetikleyebilir; ABD’nin geniş çaplı kara operasyonu ise hem siyasi hem coğrafi nedenlerle oldukça zor.

Bu yüzden savaş, büyük ölçüde hava gücü, füze ve İHA ekseninde ilerliyor.

İran burada iki yönlü bir yıpratma stratejisi izliyor: Hem rakibin savunma sistemlerini tüketmeye çalışıyor hem de ekonomik ve psikolojik maliyet üretiyor. Yükselen enerji fiyatları ve tedarik sorunları, sadece bölgeyi değil küresel sistemi de etkiliyor.

Sonsuz savaş riski

Yıpratma savaşları, taraflar bunu varoluşsal gördüğünde yıllarca sürebilir. İran savaşı da ABD kamuoyu ve müttefikler nezdinde giderek daha tartışmalı hale geliyor. Buna rağmen Washington kararlılık göstermek isterken, İsrail de baskıyı artırma eğiliminde olabilir.

Sorunun özü şu noktada düğümleniyor: Hedefler ile mevcut araçlar arasında uyumsuzluk var. ABD, ideolojik dış politika izlemeyen bir İran istiyor; ancak bunun nasıl ve hangi minimum hedefle sağlanacağı net değil. Bu da savaşı uzatma eğilimini besliyor.

Bu nedenle ABD’nin maksimalist hedefler yerine sınırlı ama uygulanabilir bir sonuçla yetinmesi daha olası görünüyor. Nükleer kapasitenin ciddi biçimde kısıtlanması ve füze programına sınır getirilmesi karşılığında ateşkes gibi bir formül öne çıkabilir.

Böyle bir uzlaşma tüm riskleri ortadan kaldırmaz, ancak rejim değişikliği ya da kontrolsüz tırmanışa kıyasla daha yönetilebilir bir yol sunabilir. En kritik nokta ise şu: Bu savaş kontrol altına alınamazsa, İran dosyası ABD için Rusya’nın Ukrayna’da yaşadığı türden bir stratejik bataklığa dönüşebilir.

Next

GDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.

Takip Et
Loading Spinner