Brussels Signal: Batı'nın yeni müttefiklik sınavı İran!
Hürmüz çıkmazı Batı ülkeleri arasında yeni bir krize mi dönüşecek? Batı'nın İran üzerinden yeni müttefiklik sınavı nasıl sonuçlanacak?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19.03.2026 - 05:08
Editör
Brüksel merkezli yayın organlarından Brussels Signal'de, artık üçüncü haftasına giren İran savaşının, Ukrayna savaşı ardından Batı ülkeleri arasındaki müttefiklikk ilişkilerine olan etkisinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD'nin İran savaşı konusunda Avrupalı NATO ülkelerinden destek istemesinin yeni bir krize neden olduğuna dikkat çekilen analizde, özellikle Almanya Şansölyesi Merz'in savaşın NATO sorumluluğu olmadığını, çünkü NATO’nun savunma amaçlı bir ittifak olduğunu belirtmesinin, Batı ittifakı içerisinde yeni bir müttefiklik sınavına işaret ettiği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca, savaşın uzaması durumunda bu müttefiklik sınavının nasıl şekillenebileceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Brussels Signal'de yayınlanan analiz:
Amerika Birleşik Devletleri’nin Batı Avrupa’daki NATO müttefikleri, İran savaşında ABD ve İsrail’in yaşadığı zorlukları yanlış bir sevinçle kutluyor gibi görünüyor.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, savaşın NATO sorumluluğu olmadığını, çünkü NATO’nun savunma amaçlı bir ittifak olduğunu belirtmiş ve en azından “Amerika ve İsrail dünyaya kirli işleri onun için yapıyor” diyerek ABD’nin rolünü kabul etmiş.
Başkan Trump ise Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda başka bir ülkenin desteğine ihtiyaç duymadığını net bir şekilde ifade etmiş, ancak bu sürecin Batı İttifakı’nın karşılıklılık testini oluşturduğunu vurgulamış.
ABD, sözde müttefiklerinin, Orta Doğu petrolüne bağımlı ülkelerin, bu göreve sembolik bir gemi veya birkaç uçakla katkı sağlayıp sağlamayacağını görmek istemektedir.
Bazı Batı Avrupa NATO müttefikleri, kendilerinin bu harekâtla danışılmadığını öne sürerek katkı sağlamayacaklarını gururla ilan ettiler. İran’ın ABD ve müttefiklerine karşı saldırganlık başlatmadığı argümanı ise tam anlamıyla bir safsata.
Zira İslami Cumhuriyet, 47 yıllık varlığı boyunca Batı’ya karşı şiddet eylemlerini destekleyen ve provoke eden birincil sponsor olmuştur. ABD enerji açısından büyük ölçüde kendi kendine yeterli bir ülkedir; az miktarda petrol ithal etse de ihracatı daha fazladır ve Hürmüz Boğazı’nda ne olursa olsun ciddi bir sıkıntı yaşamaz.
Avrupa’nın ahlaki ve stratejik erozyonu
İngiltere Başbakanı Starmer, Kanada Başbakanı Carney ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un tereddütleri, sadece ABD’ye olan bağımlılık ve İran rejiminin barbarca, sözde teolojik despotizmine karşı ahlaki göreceliliği değil, aynı zamanda Trump’ın sıklıkla dile getirdiği kaygıları da doğruluyor.
Avrupa müttefikleri Amerikan desteğine ve korumasına bağımlı, fakat ABD’nin girişimlerinde onay hakkına sahip olduklarını düşünüyor. Trump, bu eski Avrupa oyun kitabını parçaladı.
Avrupalılar ABD’yi büyük ve güçlü bir mastiff olarak görüyor, riskleri ABD üstleniyor ve kararları ise Avrupa veriyor. Trump, Batı İttifakı’nın bu temelde işleyemeyeceğini defalarca uyardı; şaşırtıcı bir şekilde başlıca Avrupalı müttefikler ve Kanada, Trump’ın bu şüphesini doğrulayan adımlar attı.
Soğuk Savaş döneminde Churchill, Adenauer, de Gaulle, Thatcher, Mitterrand, de Gasperi, Andreotti ve Mulroney gibi devlet adamları ittifakta sorumluluk almıştı.
Bugün ise Batı Avrupa, azalan nüfus, durgun ekonomiler ve ahlaki sağlamlık eksikliği ile bir çorak alana dönüşmüş durumda. Göçmen dalgalarını kontrol edemeyen bu ortam, 5. yüzyıldaki Gotlar, Hunlar, Sarazenler ve Vandallar’ın Avrupa’ya akınına benzer bir kaos yaratıyor.
ABD’nin stratejik adımları ve müttefiklerin sınavı
Trump döneminde ABD’nin yeniden güçlenmesi, ekonomik büyümenin hızlanması, suç oranlarının düşmesi, yasa dışı göçün son bulması, çevreci aşırılıkların çürütülmesi ve Amerikan ordusunun olağanüstü güç ve hassasiyetle şekillendirilmesi, Avrupa’yı Amerikan desteğine bağımlı ama ahlaki ve stratejik olarak zayıf bir konuma sürüklemişti.
ABD, Hürmüz Boğazı’nı açacak ama İran’a büyük petrol sevkiyatlarını kapatacaktır. Bu süreç, İran hükümetinin etkisizleştirilmesi ve yeniden yönlendirilmesi ile mümkün olacaktır. Bu aşamada ABD, serbest petrol akışını sağlarken, başlıca müttefikleri onu terk etmiş ve sembolik destek bile sunmamışsa, ABD’nin kendi aldığı tedbirleri uygulaması şaşırtıcı olmaz.
Orta Doğu’ya barışı getirmek için tek yol, İsrail’in var olma hakkına psikopatça karşı çıkan rejim ve terörist hareketlerin yok edilmesidir. ABD, bu çerçevede Rusya ile daha üretken bir iş birliği geliştirebilir; çünkü NATO müttefiklerinin çoğu son 85 yıldır özgürlüklerini esas olarak Amerikan desteğine borçludur.
Batı Avrupa ise siyasi ve sosyolojik bir ölüm arzusu ile ciddi biçimde hastalanmıştır; ABD onları bu durumdan kurtaramaz; yalnızca kendi iradeleri bunu gerçekleştirebilir.
Kaynak:
Brussels SignalGDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
Küba Devlet Başkanı Diaz Canel'den ABD’ye sert tepki
İsrail İran'ın gücünün kırıldığına inanmıyor
İsrail ve ABD saldırılarında hayatını kaybeden İranlı yetkililer ve askerler için Tahran’da cenaze töreni düzenlendi
Sanders ABD’nin İran saldırılarının maliyetini eleştirdi
İstifa eden ABD'li direktörün eşinin Suriye'de hayatını kaybettiği belirlendi
DİĞER HABERLER
Arab Center DC: İran Savaşı ve Körfez ülkelerinin stratejik sabrı
Arab News: İran savaşının Türkiye-Güney Kafkasya ilişkilerine olası etkileri
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
Gulf State Analytics: Hürmüz krizinin küresel etkileri ne olacak?
The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?

