The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
İran güvenlik ağları, İran Devrim Muhafızları, halkın yaklaşımı ve diğer iç dengeler. Mucteba Hamaney’in İran'ın yeni dini lideri olması neleri değiştirecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10.03.2026 - 00:53
ABD'nin önde gelen yayın organlarından The National Interest'de, İran'ın yeni dini lideri Mucteba Hamaney'in geçmişine ve İran içerisindeki ilişkilerine ve bundan sonra atabileceği olası adımlara dair değerlendirmelerin yer aldığı bir analiz yayınladı.
ABD ve İsrail’in ortak askeri operasyonları sonucunda Al Hamaney'in ölümünün yanı sıra, İran’ın askeri ve güvenlik altyapısının önemli bir kısmına da zarar verildiğine dikkat çekilen analizde, bu yeni ortamda göreve gelen Mucteba Hamaney'in şartlarının kısıtlı olduğu ancak özellikle İran Devrim Muhafızları üzerindeki etkisi nedeniyle, İran'ı aynı politalar içerisinde tutmasının beklendiği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; Mucteba Hamaney’in dini liderliğe yükselmesinin, yalnızca İran iç siyasetinde değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki jeopolitik dengeler ve küresel güvenlik mimarisi açısından da büyük etkileri olacağı kaydedildi.
İşte The National Interest'de yayınlanan analiz:
İran’da dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü sonrasında ortaya çıkan liderlik boşluğu, Tahran’daki güç dengelerini yeniden şekillendiren kritik bir süreci başlatmıştı.
Ancak rejim içinde en güçlü aday olarak öne çıkan ve nitekim de seçilen isim ise Hamaney’in oğlu Mucteba Hamaney oldu ve analistlere göre onun dini lider olarak seçilmesi, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun İran üzerindeki etkisini daha da güçlendirebilir.
Uzun yıllardır perde arkasında etkili bir figür olarak bilinen Mucteba Hamaney, özellikle rejimin sertlik yanlısı askeri kanadıyla olan yakın ilişkileri sayesinde güçlü bir aday olarak değerlendiriliyor.
Eğer rejim, “reformist” olarak tanımlanan ve Batı ile müzakere mesajları verebilen isimler yerine Mucteba Hamaney’i tercih ettiyse, bu durum Tahran’ın savaş döneminde uzlaşma yerine gerilimi tırmandırmayı tercih ettiği şeklinde yorumlanabilir.
Bu aynı zamanda İran’ın iç ve dış politikasında belirleyici rol oynayan Devrim Muhafızları’nın, Hamaney sonrası dönemin siyasi mimarisini şekillendirmede üstünlük sağladığını da gösterebilir.
Devrim muhafızlarının artan etkisi
ABD ve İsrail’in ortak askeri operasyonları sonucunda İran’ın askeri ve güvenlik altyapısının önemli bir kısmının zarar gördüğü belirtiliyor. Bu süreçte savaşın yönetiminde başlıca askeri güç olarak Devrim Muhafızları Ordusu ön plana çıktı.
Her ne kadar Devrim Muhafızları lider olmadan da operasyonları yönetebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterse de İran rejimi açısından dini lider makamı kritik bir meşruiyet kaynağı olmaya devam ediyor. Rejimin tamamen askeri bir yönetim görüntüsü vermemesi için tepedeki otoritenin bir Ayetullah olması önem taşıyor.
İran Anayasası’na göre dini liderin belirlenmesi için gerekli kriterler oldukça genel ifadelerle tanımlanmış durumda. Lider adayının İslam hukuku alanında yetkinliğe, adalet ve takvaya, siyasi ve toplumsal öngörüye, cesarete ve idari kabiliyete sahip olması gerekiyor.
Bu sürecin nihai kararını ise Uzmanlar Meclisi veriyor. Ancak bu kurum her ne kadar seçimle belirleniyor olsa da adaylar önce Anayasa Koruyucular Konseyi tarafından onaylanmak zorunda.
Bu konseyin üyelerinin önemli bir bölümü ise doğrudan eski dini lider tarafından atanmış kişilerden oluşuyor. Bu durum, İran’daki siyasi sistemde görünürde demokratik mekanizmalar bulunsa da gerçekte güçlü bir merkezi kontrol yapısı bulunduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla Uzmanlar Meclisi ile Devrim Muhafızları Mucteba Hamaney üzerinde uzlaşırsa, mevcut kurumsal yapı onun dini lider olarak seçilmesini kolaylaştırabilir.
Perde arkasındaki güç
1969 doğumlu olan Mucteba Hamaney, İran-Irak Savaşı sırasında görev yaptı ve dini eğitim aldı. Ancak hiçbir zaman Ayetullah unvanını elde edemedi ve resmi bir kamu görevinde bulunmadı.
Buna rağmen uzun yıllar boyunca babası adına yürüttüğü siyasi ve güvenlik görevleri sayesinde rejim içinde önemli bir etki alanı oluşturdu.
1990’ların sonlarında reformist hareketin güç kazanması ve üniversitelerin siyasi aktivizmin merkezine dönüşmesi sırasında Mucteba Hamaney’in rejim içi toplantılarda daha sık görünmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle 1999’daki öğrenci protestoları öncesinde sertlik yanlısı isimlerle temas kurarak üniversitelerdeki gelişmeleri değerlendirdiği ifade ediliyor.
Daha sonra İran siyasetinde sertlik yanlısı çizginin güçlenmesinde önemli rol oynayan Mahmud Ahmedinejad’ın yükselişine destek verdiği de biliniyor. 2009’daki tartışmalı seçimlerde Ahmedinejad’ın yeniden seçilmesi sonrasında başlayan Yeşil Hareket protestolarının bastırılmasında da Mojtaba Hamaney’in aktif rol oynadığı belirtiliyor.
Güvenlik aygıtı ve ekonomik ağ
2009 protestolarının bastırılması sırasında Mucteba Hamaney’in Besic milisleri ve güvenlik güçlerini harekete geçirerek sert bir operasyon yürüttüğü ifade ediliyor. Bu süreçte onlarca kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi ise tutuklanmıştı.
Mucteba Hamaney’in Devrim Muhafızları ile yakın ilişkileri yalnızca iç güvenlik alanıyla sınırlı değil. ABD Hazine Bakanlığı, 2019 yılında onu Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü ile yakın ilişkileri nedeniyle yaptırım listesine aldı. Kudüs Gücü, İran’ın yurtdışındaki operasyonlarını yürüten ve ABD ile müttefiklerine yönelik saldırılardan sorumlu tutulan bir yapı olarak biliniyor.
Bunun yanı sıra Mucteba Hamaney’in, İran petrol gelirlerinin çeşitli aracı şirketler aracılığıyla uluslararası piyasalara aktarılmasını sağlayan geniş bir gizli yatırım ağını yönettiği de iddia ediliyor. Bu ağın Londra’dan Dubai’ye kadar uzanan geniş bir finansal yapıya sahip olduğu belirtiliyor.
İddialara göre Londra’da değeri 138 milyon doları aşan lüks gayrimenkuller, Frankfurt ve Mallorca’daki oteller ile Dubai’de bir villa bu ağın parçası. İngiltere, İsviçre, Lihtenştayn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki paravan şirketler ve offshore hesaplar aracılığıyla milyarlarca dolarlık fonun Batı finans piyasalarına aktarıldığı ileri sürülüyor.
İran’ın geleceği
Uzmanlara göre Mucteba Hamaney’in dini lider olması, İran siyasetinde dini otorite ile askeri gücün daha sıkı bir ittifak kurması anlamına gelebilir.
Bu, İran içinde daha sert bir güvenlik politikası ve muhalefete yönelik daha yoğun baskı anlamına gelirken, dış politikada ise ABD ve müttefikleriyle gerilimin tırmanması ihtimalini güçlendirebilir.
Dolayısıyla Mucteba Hamaney’in dini liderliğe yükselmesi yalnızca İran iç siyasetinde değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki jeopolitik dengeler ve küresel güvenlik mimarisi açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Kaynak:
The National InterestİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Pezeşkiyan'a kritik telefon: Hava sahamızın ihlali mazur görülemez
Halkbank'ın ABD'deki ceza davasında uzlaşma sağlandı: Para cezası ödenmeyecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Büyükelçiler İftarı'nda önemli mesajlar: Barış, istikrar ve yeni adaylık
DİĞER HABERLER
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?
Arab News: İran savaşı ve Türkiye'nin pragmatik kriz yönetimi
The National Interest: İran'ın Körfez'e baskı stratejisi başarılı olacak mı?
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?


