The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
Müttefiklik ilişkileri, saldırı stratejisi, bölgesel dengeler ve tarihsel örnekler. Sadece hava gücüyle İran'da rejim değişikliği mümkün mü?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10.03.2026 - 00:53
ABD'nin önde gelen yayın organlarından The Wall Street Journal'da, ABD'nin İran'da gerçekleştirdiği saldırılarda izlediği stratejinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD'nin ve İsrail'in saldırılarının açık bir şekilde dile getirilmese de, İran'da tamamen bir rejim değişikliği hedeflediğine dikkat çekilen analizde, ancak sadece hava saldırıları ile bu hedef ulaşmanın tarihsel örnekler ışığında imkansız olduğu tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca, süreç içerisinde ABD ve İsrail arasındaki hedef farklılıkları, iki ülke müttefiklerinin süree yaklaşımı ve geçmiş örnekler ışığında savaşın sonrasında ortaya çıkabilecek senaryolara dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte The Wall Street Journal'da yayınlanan analiz:
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta İran’a karşı başlatılan hava harekâtının rejimi devirebileceğine dair dile getirdiği beklenti, askeri ve stratejik çevrelerde yoğun tartışma yaratmış durumda. Tarihsel deneyimler ise yalnızca hava saldırılarıyla bir rejimin devrilmesinin oldukça zor olduğunu gösteriyor.
Trump, İran’a yönelik ilk hava saldırılarından saatler sonra yaptığı açıklamada İran halkını yönetime karşı ayaklanmaya çağırarak bunun “nesiller boyunca ortaya çıkabilecek tek fırsat” olabileceğini söyledi.
Daha sonra yaptığı açıklamalarda ise İran’ın yeni liderinin belirlenmesinde ABD’nin rol oynaması gerektiğini dile getirdi. Trump ayrıca İran’ın “koşulsuz teslimiyetini” talep ederek ülkeyi “yıkımın eşiğinden geri getirecek bir anlaşma” için yeni ve kabul edilebilir bir lider seçilmesi gerektiğini savundu.
Buna karşın ABD’li askeri yetkililer kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda savaşın hedeflerine ilişkin beklentileri daha sınırlı tutmaya çalışıyor.
Pentagon yetkililerine göre operasyonun temel amacı İran’ın balistik füze kapasitesini, tek yönlü saldırı dronlarını ve ABD ile müttefiklerini tehdit eden deniz unsurlarını etkisiz hale getirmek ve ülkenin nükleer programının kalan unsurlarını ortadan kaldırmak.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, saldırıların İran’daki muhalif hareketlere dolaylı fayda sağlayabileceğini belirterek ABD’nin protestocuları hedef alan askeri ve güvenlik unsurlarını vurduğunu ifade etti. Ancak ABD ordusu, rejimi doğrudan devirmeyi veya muhalefeti silahlandırmak ya da bir ayaklanmaya hava desteği sağlamak gibi adımlar atmayı taahhüt etmiş değil.
ABD ve İsrail arasında hedef farkı
Washington ile Tel Aviv’in savaş hedefleri arasında da bazı farklılıkların ortaya çıktığı belirtiliyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın politika işlerinden sorumlu üst düzey yetkilisi Elbridge Colby, Kongre’de yaptığı açıklamada Pentagon’un İran’ın saldırı kapasitesine odaklanan “sınırlı ve makul hedefler” doğrultusunda hareket ettiğini söyledi.
Colby, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü ilk saldırının neden gerçekleştiğine ilişkin soruya ise oldukça net bir yanıt verdi: “Bunlar İsrail operasyonları.”
ABD yönetimleri uzun yıllardır hava saldırılarını askeri güç projeksiyonunun temel araçlarından biri olarak kullanıyor. Bunun en önemli nedeni, Amerikan askerlerinin kayıp riskini azaltmak ve geniş çaplı kara savaşlarına girmekten kaçınmak.
ABD askeri yetkilileri hava saldırılarının İran’ın balistik füze kapasitesini ciddi ölçüde zayıflattığını ve donanmasının önemli bölümünü devre dışı bıraktığını belirtiyor. Ancak yalnızca hava ve deniz gücüyle bir hükümeti devirmek tarihsel olarak pek mümkün olmadı.
Eski ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Frank Kendall, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Hava gücü birçok şeyi çok iyi yapabilir, ancak rejim değişikliği bunlardan biri değildir.”
İran rejiminin dayanıklılığı
İran’a yönelik yoğun ABD ve İsrail saldırılarına rağmen rejimin temel güç yapılarının hâlâ ayakta olduğu ifade ediliyor. Bu yapılar, iç muhalefeti bastırmak ve dış baskılara karşı sistemi ayakta tutmak üzere tasarlanmış durumda.
/
1979 devriminden sonra rejimi korumak amacıyla kurulan İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) yaklaşık 190 bin aktif askerden oluşuyor. Bunun dışında İran’ın düzenli ordusunda 300 binden fazla asker bulunurken, rejimin mobilize edebileceği 600 bin civarında Besic milisi olduğu tahmin ediliyor.
Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’daki 88 üyeli Uzmanlar Meclisi, ülkenin yeni dini lideri olarak oğlu Mücteba Hamaney’i seçti.
Uzmanlara göre rejimin gerçekten zayıfladığını gösterecek en önemli işaretler güvenlik güçleri içinde kitlesel firarlar, emirleri uygulamama ya da petrol işçileri gibi stratejik sektörlerde büyük çaplı grevler olabilir. Ancak şu ana kadar bu tür gelişmelere dair güçlü işaretler görülmedi.
ABD’nin İran’la yürüttüğü nükleer müzakerelerde görev almış eski diplomat Alan Eyre, bu konuda oldukça şüpheci bir yaklaşım sergiliyor:
“Bunu görmüyoruz ve muhtemelen de görmeyeceğiz. Devrim Muhafızları ve elit kesimler mevcut düzenin en büyük kazananları ve sistemi terk etmek yerine savaşmayı tercih ederler.”
Olası senaryolar ve riskler
Eğer İran rejimi çökerse, Washington açısından yeni bir hükümetin kurulması ABD ve İsrail ile çalışabilecek bir ortak yaratabilir. Böyle bir senaryoda İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının kontrol altına alınması ve gizli füze veya İHA depolarının güvenceye alınması mümkün olabilir.
Ancak başka bir senaryo da rejimin ayakta kalırken devlet yönetim mekanizmasının büyük ölçüde çökmesi. Bu durum 90 milyondan fazla nüfusa sahip ve dünya enerji taşımacılığının kritik güzergâhı olan Basra Körfezi’nin merkezinde yer alan İran’da ciddi bir kaos ortamı yaratabilir.
Böyle bir tablo ABD için stratejik bir ikilem doğurabilir: İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmaya yönelik hava ve deniz operasyonlarını sürdürmek ya da ülkedeki siyasi gruplara veya ayrılıkçı hareketlere destek vererek operasyonun kapsamını genişletmek.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD kara birliklerinin Irak veya İran’a gönderilmesinin mevcut planlar arasında yer almadığını belirtirken, Trump daha sonra “çok iyi bir neden olması halinde” bunun mümkün olabileceğini söyledi.
Trump’ın Irak’taki Kürt yetkililerle yaptığı telefon görüşmeleri, İran’daki Kürt grupların rejime karşı harekete geçirilebileceği yönünde spekülasyonlara yol açtı. Ancak Trump daha sonra bu fikri reddederek “Savaş zaten yeterince karmaşık, Kürtleri dahil etmeye gerek yok” ifadelerini kullandı.
Eski CENTCOM Komutanı emekli Orgeneral Joseph Votel ise şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Sonuçta bir siyasi süreç gerekir. Ortaya çıkan boşluğu dolduracak ve ülkeyi yönetmeye başlayabilecek bir aktörün olması şarttır.”
Tarihin verdiği dersler
Hava gücünün tek başına savaşı kazanabileceği fikri ilk kez 1921 yılında İtalyan General Giulio Douhet tarafından ortaya atılmıştı. Douhet, stratejik bombardımanla bir ülkenin sanayi, ulaşım, iletişim ve yönetim merkezlerinin yok edilmesi halinde savaşın hızla kazanılabileceğini savunuyordu.
Ancak tarihsel deneyimler bu teorinin sınırlı olduğunu gösterdi. İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilmesinde bombardıman önemli rol oynasa da zafer müttefik kara kuvvetlerinin büyük taarruzları sayesinde elde edildi. Japonya’nın teslimiyeti de geleneksel bombardımanla değil, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları sonrasında gerçekleşti.
1991’deki Çöl Fırtınası Operasyonu sırasında ABD öncülüğündeki koalisyon 38 gün süren yoğun hava saldırılarıyla Irak ordusunu ciddi biçimde zayıflattı. Ancak Kuveyt’in kurtarılması yine de dört gün süren kara harekâtı ile mümkün oldu.
2011’de Libya lideri Muammer Kaddafi’nin devrilmesi de NATO hava saldırılarının yanı sıra sahadaki muhalif güçlerin ilerleyişi sayesinde gerçekleşti. Ancak Libya kısa süre sonra iki ayrı yönetim arasında bölündü.
Stimson Center’dan hava gücü uzmanı Kelly Grieco, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Hava gücü son derece etkili bir araçtır ancak en etkili olduğu durum, kara kuvvetleriyle birlikte kullanıldığı zamanlardır.”
Hava ve kara gücünün birlikte kullanımı
Uzmanlara göre hava gücünün en önemli etkisi, düşman kuvvetlerinin güvenli şekilde yoğunlaşmasını engellemesi. Düşman birlikleri dağıldığında saldırı kapasitesi de zayıflıyor.
Bu nedenle çoğu durumda hava kampanyasının etkili olabilmesi için kara kuvvetlerinin ya da güçlü yerel müttefiklerin bulunması gerekiyor.
ABD Hava Kuvvetleri’nin stratejik planlama çalışmalarında önemli rol oynayan emekli Albay John Warden, hava gücünün İran gibi bir devleti ciddi şekilde zayıflatabileceğini ancak tek başına rejim değişikliği yaratamayacağını vurguluyor:
“Bir devletin tehdit oluşturmasını sağlayan unsurları ortadan kaldırabilirsiniz ve gelecekte operasyon yürütmesini çok zor hale getirebilirsiniz. Ancak yeni bir hükümetin kurulmasını istiyorsanız içeriden birilerinin ortaya çıkıp kontrolü ele alması gerekir.”
Uzmanlara göre İran örneği, modern savaşın en temel gerçeklerinden birini bir kez daha ortaya koyuyor: hava gücü savaşın seyrini değiştirebilir, ancak siyasi düzeni değiştirmek için çoğu zaman sahada başka güçlere ihtiyaç vardır.
Kaynak:
The Wall Street JournalİLGİLİ HABERLER
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Pezeşkiyan'a kritik telefon: Hava sahamızın ihlali mazur görülemez
Halkbank'ın ABD'deki ceza davasında uzlaşma sağlandı: Para cezası ödenmeyecek
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Büyükelçiler İftarı'nda önemli mesajlar: Barış, istikrar ve yeni adaylık
DİĞER HABERLER
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?
Arab News: İran savaşı ve Türkiye'nin pragmatik kriz yönetimi
The National Interest: İran'ın Körfez'e baskı stratejisi başarılı olacak mı?
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?


