Responsible Statecraft: Türkiye'nin Suriye'deki etkisi İsrail'i rahatsız ediyor!
İsrail, Suriye'de Türkiye odaklı güçlü bir yapı oluşmasından giderek daha fazla rahatsız oluyor. Peki İsrail, Türkiye'nin Suriye'de artan nüfuzunu neden ciddi bir tehdit olarak görüyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 01.05.2025 - 01:22
ABD merkezli yayın organlarından Responsible Statecraft'da, Esed'in devrilmesinin ardından Suriye'de oluşan yeni dengelerin ve Suriye üzerinden Türkiye-İsrail ilişkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Arap Baharı sonrası çok sayıda aktörün rol aldığı Suriye arenasında Esed'in geçen yılın sonlarında devrilmesinden bu yana dinamiklerin değiştiği belirtildiği analizde, Suriye'nin Türkiye ve İsrail rekabeti açısından yeni bir nokta haline geldiği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; Suriye'de Türkiye'nin artan etkisine, ABD'nin dengeleme çabalarına ve İsrail'in saldırganlığına dair uzman görüşlerine yer verildi.
İşte Responsible Statecraft'da yayınlanan analiz:
Suriye 2011'de Arap Baharı ayaklanmasını yaşadıktan ve korkunç bir iç savaşa sürüklendikten kısa bir süre sonra, Rusya, İran, ABD Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin adeta bir savaş alanı haline gelmişti.
Ancak Beşar Esed'in geçen yılın sonlarında devrilmesinden bu yana dinamikler değişerek Suriye'yi Türkiye-İsrail rekabetinin bir arenasına dönüştürdü.
İsrail, Suriye'nin Türkiye odaklı bir hükümetle güçlü, üniter bir devlet olarak ortaya çıkmasını istemiyor. İsrail ayrıca, Suriye'nin kalıcı olarak zayıflamasını ve etnik-mezhepsel hatlar boyunca bölünmesini istiyor.
İsrail hükümetinin bakış açısına göre Türkiye'nin BAAS sonrası Suriye'de artan nüfuzu Yahudi devleti için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Bu yılın başında İsrail hükümetinin bölgesel güvenlik konularını değerlendiren bir komitesi, Suriye'nin yeni yönetiminin İsrail güvenliği için Esed döneminden daha büyük bir tehdit oluşturabileceği uyarısında bulunan bir rapor yayınladı.
Bu arada, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ankara'daki diğer yetkililer İsrail'in sadece Gazze ve Lübnan'da değil, Esed sonrası Suriye'deki saldırganlığını da sert bir dille kınamaya devam ediyor.
Yoğunlaşan bir hesaplaşma
İsrail, yaklaşık beş ay önce eski rejimin çöküşünün hemen ardından Şam'ı ve Suriye'nin diğer bölgelerini bombalamaya ve Golan Tepeleri'nin ötesinde Suriye'nin daha fazla toprağını yasadışı olarak gasp etmeye başladı.
Ardından geçen ayın sonlarında ve bu ayın başında İsrail askeri operasyonları, Türkiye'nin Baas sonrası Suriye ile askeri bir ittifak kurmasının konuşulmasının ardından Ankara'nın ilgi gösterdiği Suriye üslerini vurdu.
Nihayetinde İsrail, Ankara'nın Suriye'nin güvenlik garantörü olarak hareket ettiği ve Esed'in devrilmesinden bu yana gerçekleşen ve Esed'in iktidardaki son yıllarında da önemli ölçüde gerçekleşen, İsrail'in Suriye topraklarına istediği zaman bombalama veya kara saldırıları düzenlemesini etkili bir şekilde caydırabileceği bir geleceği önlemek istiyor.
İsrailliler, Türkiye'nin etkisine karşı bir siper görevi görmesi için ülkede bir Rus askeri varlığını desteklemek üzere Washington'da lobi faaliyeti yürütecek kadar ileri gittiler.
Son olarak 9 Nisan'da Türk ve İsrailli yetkililer Azerbaycan'da bir araya gelerek Türkiye ve İsrail'i Suriye'nin güvenlik ortamı konusunda ortak bir anlayışa getirmeyi amaçlayan görüşmelerde bulundu.
Görüşmeler, iki gücün Suriye topraklarında ya da üzerinde doğrudan bir çatışmaya girme riskini azaltmak için bir “çatışma önleme kanalı” kurulmasına odaklandı.
Atlantik Konseyi'nde yerleşik olmayan araştırmacı ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü'nde yardımcı araştırmacı olarak görev yapan Dr. Pınar Dost bu konuda yaptığı değerlendirmede;
“Bu aşamada Türkiye ile İsrail arasında kesinlikle direkt bir çatışma beklemiyorum. Yaklaşık 14 yıl süren iç savaş sırasında, Türkiye-Rusya, Türkiye-ABD ve Rusya-İsrail gibi karşıt grupları destekleyen birçok ülke arasında benzer mekanizmalar kuruldu. Benzer bir mekanizmanın İsrail ile Türkiye arasında da kurulması muhtemel.”
ifadelerini kullandı.
Sciences Po Paris'te Orta Doğu Çalışmaları alanında öğretim görevlisi olan Dr. Karim Emile Bitar da benzer bir yaklaşımla doğrudan bir askeri çatışmanın muhtemelen patlak vermeyeceği değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Bitar;
“Suriye'deki vekalet savaşları henüz bitmedi. İsrail'in aşırılığı Suriye'nin giderek parçalanması riskini artıyor.”
değerlendirmesini de paylaştı.
ABD'nin rolü
ABD'nin bu iki müttefiki arasında “Yeni Suriye” konusundaki gerilim sıcaklığını korurken, Washington bir ağırlık merkezi olmaya çalışıyor.
Trump yönetimi Türkiye ve İsrail arasında arabulucu olma konusunda sinyaller verdi.
Atlantik Konseyi'nde yerleşik olmayan araştırmacı ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü'nde yardımcı araştırmacı olarak görev yapan Dr. Pınar Dost bu konuda yaptığı değerlendirmede;
“ABD yıl sonuna kadar Suriye'de bulunan askerlerinin büyük bölümünü çekmeyi planlıyor. Türkiye'nin Irak, Suriye ve Ürdün ile IŞİD karşıtı bir koalisyon kurma çabalarını göz önünde bulundurduğumuzda Suriye'deki resim oldukça netleşiyor.”
ifadelerini kullandı.
Diğer yandan, Netanyahu'ya İsrail'in Türkiye ile olan sorunlarının kontrol altında kalacağına inandığını belirten ve hatta iki ülke arasında arabuluculuk yapmayı teklif eden Trump;
“Ben Erdoğan'ı severim. O da beni sever. Hiçbir zaman sorun yaşamadık”
ifadeleri ile Türk Cumhurbaşkanına desteğini ortaya koydu.
Trump ayrıca Beyaz Saray'da yaptığı görüşme sırasında İsrail başbakanına Suriye'de Türkiye ile uzlaşması için “makul” olması gerektiğini söyledi.
Trump ayrıca, Erdoğan'ın “Suriye'de değişim yaratmadaki başarısına” saygı duyduğunu belirterek Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı dakikalarca övdü.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
Almanya Başbakanı Merz’in ABD çıkışı tartışma yarattı
İran'dan Hürmüz Boğazı'nda yeni hamle: Geçiş ücretleri, yeni mekanizmalar gündemde
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gençlere uyarı: Karanlık siyasi emellere aparat olmayın
Irak'ta Hürmüz Boğazı krizine karşı gözler Kerkük-Ceyhan boru hattında
Kassam Tugayları Komutanı İzzeddin el-Haddad suikasta uğradı
National Security Journal: ABD'nin İran savaşı ile asıl hedefi Rusya ve Çin mi?
ÖNE ÇIKAN KÖŞE YAZISI
DİĞER HABERLER
National Security Journal: ABD'nin İran savaşı ile asıl hedefi Rusya ve Çin mi?
Middle East Monitor: Ortadoğu’da sıfır toplamlı savaşın kilidi nasıl açılacak?
Foreign Affairs: ABD, Rusya gibi çamura mı saplanacak?
National Security Journal: Önce ABD mi yoksa İran mı vazgeçecek?
The National Interest: İran savaşı Arap dünyasını nasıl değiştirecek?
The Hill: ABD ve İsrail, İran'a nasıl boyun eğdirecek?
Newsweek: Trump İran savaşından bir çıkış yolu bulmak zorunda
TIME: Çin neden İran'a savaş sırasında destek vermedi?
The New Arab: İsrail'in Güney Lübnan'ı 'Gazzeleştirme' planı
Brussels Signal: Batı'nın yeni müttefiklik sınavı İran!



