The European Conservative: Avrupa kendi labirentinde sıkışıp kaldı!
Avrupa artık, ABD tarafından yalnız bırakılan bir ortak olarak kendi stratejik çıkmazları ile yüzleşmek zorunda. AB'nin gerçeklikten kopuk elitlerini ve milyonlarca vatandaşını kritik zamanlar bekliyor!
0:00
--:--
Son Güncelleme: 28.03.2025 - 22:21

Brüksel merkezli yayın organlarından The European Conservative'de, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı hakkında son dönemde yaşanan gelişmelerin ve ABD'deki yönetim değişiminin Avrupa ülkeleri üzerinde yarattığı etkilerin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Avrupa Birliği ülkelerinin yıllarca ABD yönetimlerinin direktiflerini körü körüne takip ettikten sonra şimdi kendi stratejik çıkmazları konusunda yalnız oldukları tespiti yapılan analizde, AB liderlerinin kendilerini terk edilmiş ve ihanete uğramış bir ortak gibi gördükleri belirtildi.
Analizde ayrıca; Avrupa'nın jeopolitik önemi ve gerçeklikten kopuk bir elit tarafından çok uzun süredir görmezden gelinen yüz milyonlarca vatandaşı için daha kritik zamanlar başladığı tespiti yapıldı.
İşte The European Conservative'de yayınlanan analiz:
Avrupa Birliği ülkeleri, ABD yönetimlerinin direktiflerini yıllarca körü körüne takip ettikten sonra, şimdi kendi stratejik çıkmazlarını çözmeye çalışıyor.

Brüksel yıllarca Ukrayna'nın savaş çabalarına tereddütsüz destek vermenin tek geçerli seçenek olduğuna ikna olmuştu.
Ancak Washington'daki rota değişikliği ve Amerika'nın Avrupa'nın kaygılarıyla ilgilenmediğinin açıkça ortaya çıkmasıyla birlikte AB liderleri, terk edilmiş ve ihanete uğramış bir ortak gibi afallamış görünüyor.
Şu anda yaşanan krizde AB'nin temel sorunlarından birisi, Kiev'e koşulsuz destek politikasında “ertesi günü” hesaba katmamış olmasıdır.

Trump-Vance yönetimindeki ABD'nin, artık eski stratejik yaklaşımları sürdürmeye niyeti yok ve Avrupa'nın savaşın sonuçlarıyla başa çıkmak için kendi yolunu bulması gerekiyor.
Nitekim; JD Vance'in Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşma Avrupalı liderler için ciddi bir darbe oldu.
Bu yaklaşım, sadece AB'nin iç çelişkilerini vurgulamakla kalmadı, aynı zamanda acı bir gerçeği de gözler önüne serdi. Bu gerçek; Avrupa için en büyük tehdidin sadece Rusya ya da Çin'den değil, siyasi elitlerinden de geldiğiydi.

ABD Başkan Yardımcısı Avrupalı liderleri temel demokratik değerleri terk etmekle ve vatandaşlarının çıkarlarına aykırı davranmakla suçladı. Sözleri, kontrolsüz göç, ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar ve Avrupa halkının iradesinden kopuk uluslarüstü bir bürokrasiden bunalan Avrupa kamuoyunun geniş kesimlerinde derin yankı uyandırdı.
Avrupa'nın geleceği
Bu çerçevede Zelenskiy'nin bir Avrupa ordusu kurulması önerisi özellikle dikkat çekici ve özellikle de Ukrayna'nın AB üyesi bile olmadığı düşünüldüğünde, bu girişim birçok soruyu beraberinde getiriyor.

Küreselci elit içindeki bazı gruplar jeopolitik belirsizlikten faydalanarak ulusal egemenlikler pahasına Avrupa askeri entegrasyonunu hızlandırmaya çalışıyor.
Öte yandan, Emmanuel Macron tarafından 17 Şubat'ta Paris'te toplanan acil bir zirve, Avrupalı liderlerin uluslararası sahnede azalan önemleri karşısındaki çaresizliklerini yansıttı.
ABD'nin Rusya ve Ukrayna ile doğrudan müzakere ettiği bir ortamda, Avrupa sadece dekoratif bir rolle kenara itilmekten korkuyor. Ancak bu toplantı gerçekten etkili bir siyasi girişimden ziyade bir halkla ilişkiler çalışması gibi görünüyor.

O toplantıda bulunan Pedro Sanchez ve Olaf Scholz gibi siyasi olarak kaybetmiş isimlerin varlığı, bu toplantının krizi yönetmek için gerçekçi bir stratejiden ziyade kendine güvenen liderlerin liderlik duygusu yansıtma çabası olduğunu gösterdi.
Yaşanan tüm bu gelişmeler, Ursula von der Leyen'in konumu da zayıflatmaya devam ediyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı, ulusal liderlerin bağımsız hareket etmesi ve liderliğine duyulan güvensizliğin artmasıyla Avrupa dış politikası üzerindeki kontrolün elinden kayıp gitmesini izliyor.

AB içindeki parçalanma aşikar ve von der Leyen'in liderliği iç ve dış itibarsızlıkla karşı karşıya.
Özetle son dönemde yaşananlar, AB'nin siyasi mimarisinin kırılganlığını gözler önüne serdi. Bu liderler, bir yandan kendi ülkelerinde demokratik ilkeleri aşındırırken diğer yandan da Ukrayna krizini beceriksizce ele alan politikaları ile yüzleşiyor.
Avrupa'nın jeopolitik önemi ve gerçeklikten kopuk bir elit tarafından çok uzun süredir görmezden gelinen yüz milyonlarca vatandaşı için daha kritik zamanlar başlıyor.
Kaynak:
GDH Haber
GDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
ABD Adalet Bakanlığı Epstein dosyalarında 3 milyon sayfalık yeni belge yayımladı
Küba lideri Diaz-Canel'den Trump’a sert tepki
ABD’de federal hükümet kısmen kapandı
Türkler 11 ayda yurt dışından 2,4 milyar dolarlık konut aldı
İran’daki protestolarda ölü sayısı 6 bin 563’e yükseldi
Hatemi’den ABD ve İsrail’e sert uyarı
DİĞER HABERLER
The Telegraph: Avrupa projesi nasıl öldü?
Asia Times: Davos, Grönland, Trump ve yeni dünya gerçekliği
The Quincy Institute: Arap devletleri İran saldırısına neden karşı çıkıyor?
Middle East Monitor: Yeni Suriye YPG'nin ayrılıkçı hayallerini nasıl sona erdirdi?
Middle East Eye: Trump ve İsrail küresel düzeni nasıl yıktı?
Newsweek: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” başarılı olabilir mi?
Gzero Media: Avrupa Trump'a karşı durabilecek mi?
Responsible Statecraft: Trump'ın ‘Barış Kurulu’ Netanyahu'yu devre dışı bıraktı
The Guardian: Trump Davos Zirvesi'ne nasıl damga vurdu?
The National Interest: Türkiye-Suud-Pakistan savunma paktı ve beklentiler


