The Jamestown Foundation: Rusya ve İran'ın “çok kutuplu bir dünya düzeni” ortaklığı
Ukrayna savaşının sona ermesi Rusya-İran ilişkilerini nasıl etkileyebilir? Rusya ve İran'ın “bölgeselcilik” stratejisi sürdürülebilir mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 14.03.2025 - 23:25

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından The Jamestown Foundation'da, son dönemde Rusya ve İran arasında artan müttefiklik adımlarının geleceğinin ve Ukrayna savaşının bitmesi halinde oluşacak dengelerin bu ilişikye olası yansımalarının değerlendirildiği bir anliz yayınlandı.
İran ve Rusya'nın “adil ve çok kutuplu bir dünya düzeni” olarak tanımladıkları hedef doğrultusunda ekonomiden savunma sanayiye kadar çok sayıda alanda sıkı müttefiklik ilişkileri yürüttüklerine dikkat çekilen analizde, Ukrayna savaşının bitmesi halinde bile bu durumun neden değişmeyeceğine dair öngörülere yer verildi.
Analizde ayrıca; iki ülkenin ABD ve Avrupa Birliği gibi bölge dışı aktörlerin varlığını sınırlamayı amaçlayan “bölgeselcilik” kavramı üzerinden bir stratejiyi takip edecekleri tespitinde bulunuldu.
İşte The Jamestown Foundation'da yayınlanan analiz:
İran ve Rusya geçtiğimiz aylarda iki ülkenin “adil ve çok kutuplu bir dünya düzeni” olarak tanımladıkları yolda daha yakın ilişkiler kurmak ve işbirliği yapmak için kapsamlı bir çerçeve sunan yeni bir kapsamlı stratejik anlaşma imzaladı.

Anlaşma ticaret yollarının genişletilmesi, ABD dolarına bağımlılığın azaltılması ve savunma işbirliğinin yanı sıra potansiyel balistik füze transferleri de dahil olmak üzere resmi askeri ittifakı kapsıyor.
Moskova ve Tahran, Rusya'nın Azerbaycan'ın Zangezur koridoru planlarına verdiği destek nedeniyle yaşanan gerginliğe rağmen ortaklığını sürdürüyor.
Rusya-İran yakınlaşması
Rusya'nın Ukrayna'yı geniş çaplı işgali ve Rusya-Batı ilişkilerinin kötüleşmesi Moskova-Tahran ilişkilerini adeta dönüştürdü. Geçmişte Rusya, Batı'nın tepkisini çekmemek için İran ile hassas teknoloji paylaşımı konusunda temkinli davranıyordu.

Ancak Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı Moskova'yı Asya'ya daha fazla yönelmeye itti ve İran bu yeniden düzenlemede kilit bir rol oynuyor.
Ukrayna'ya karşı savaş sona erse bile Rusya'nın İran'la yakınlaşması muhtemelen devam edecek.
Her iki ülke de Batı'nın yaptırımlarıyla karşı karşıya olduğu için Moskova, Tahran'ı özellikle Hint Okyanusu ve Doğu Afrika'ya erişim için giderek daha hayati bir ortak olarak görüyor. Washington'dan azami baskı bekleyen İran da Rusya ile askeri ve siyasi işbirliğini genişletmek istiyor.
Yeni anlaşmanın resmi detayları esasen kültür, siyaset, altyapı geliştirme ve hatta sanitasyon dahil olmak üzere tüm işbirliği alanlarını kapsıyor.
Rusya ve İran adil ve çok kutuplu bir dünyayı desteklemeye devam edeceklerini savunuyor. Bu da BRICS+ ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformlarda işbirliği ve bu platformların genişletilmesi anlamına geliyor.

Bir başka işbirliği alanı da ABD dolarına bağımlılığın azaltılmasını kolaylaştıracak yeni bir ödeme sisteminin geliştirilmesidir. Ayrıca Rus limanlarından İran'a ve güney sahillerine uzanan ve Rusya'yı Orta Doğu, Hindistan ve hatta Afrika'nın doğu kıyılarına bağlamayı amaçlayan Uluslararası Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru'nu genişletme niyetleri de var.
Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, ikili işbirliğinin güçlendirilmesi de dahil olmak üzere, askeri ve stratejik bağlar anlaşma boyunca yaygındır. Bu muhtemelen İran'ın Rusya'ya insansız hava araçları ve potansiyel olarak kısa menzilli balistik füzeler gibi diğer teknolojileri tedarik etmeye devam edeceği anlamına geliyor.

Anlaşmada ayrıca; Güney Kafkasya ve Hazar Denizi'nden ve Rusya ile İran'ın bu bölgelerde “barış ve güvenliğin güçlendirilmesini kolaylaştırmak” için nasıl çaba göstereceklerinden bahsediliyor.
Diğer yandan her iki ülkede, bölgede ABD ve Avrupa Birliği gibi bölge dışı aktörlerin varlığını sınırlamayı amaçlayan “bölgeselcilik” kavramına dayalı belirli bir yaklaşımı paylaşıyor.
Rusya-İran ilişkilerinde daha geniş bir Orta Doğu boyutu da söz konusu.

İran, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Basra Körfezi'ndeki adalar üzerindeki hak iddiasını desteklediği için Rusya'yı sık sık azarlıyor. Bu adalar şu anda Tahran'ın kontrolü altında ancak Abu Dabi tarafından İran'ın işgali altında olduğu iddia ediliyor.
Özetle; Batı'ya karşı ortak bir muhalefet anlayışına bağlı olan Tahran ve Moskova, stratejik esnekliği korurken, Batı'ya karşı işbirliğini konusunda bir denge bulmuş ve bu ortaklıktan vazgeçmeyecek gibi görünüyor.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
100 yaşındaki II. Dünya Savaşı gazisi ABD’nin bilinen en yaşlı organ bağışçısı oldu
Bakan Fidan'dan Orta Doğu uyarısı: "İsrail'in provokasyonlarına karşı direneceğiz"
New York Sanat Akademisi Epstein’dan alınan bağışları iade edecek
Küba ABD ile son görüşmeleri ilk kez doğruladı
İran Hürmüz Boğazı’nda petrol ödemeleri için yuan şartını değerlendiriyor
Brezilya Devlet Başkanı Lula Trump'ın danışmanının Brezilya’ya girişini yasakladı
DİĞER HABERLER
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
Gulf State Analytics: Hürmüz krizinin küresel etkileri ne olacak?
The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?
Arab News: İran savaşı ve Türkiye'nin pragmatik kriz yönetimi


