Cato Institute: Çin'in yel değirmenleri ve ABD'nin duvarları
Dünya, ABD'nin duvarları ve Çin'in yel değirmenleri arasında tercih yapmak zorunda olduğu bir dönem yaşıyor! Peki ABD-Çin'in ekonomik rekabetinin küresel etkileri ne olacak?
Son Güncelleme: 27.03.2025 - 21:51

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Cato Institute'de ABD ve Çin'in perde arkasında gerçekleşecen ekonomi savaşının dinamiklerinini ve küresel etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Amerikalı politika yapıcıların çok uluslu şirketleri ve işletmeleri Çin'den uzaklaştırmaya çalıştığı bir dönemde Çin'in etkili bir strateji izlediği belirtilen analizde, Çin'in dünyanın en büyük ikinci ekonomi forumunu hayata geçirerek adeta krizi fırsata çevirdiği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; küresel yatırımcılar ve dünyanın, ABD'nin duvarları ve Çin'in yel değirmenleri arasında bir tercih yapmak zorunda olduğu bir dönem yaşandığına dikkat çekildi.
İşte Cato Institute'de yayınlanan analiz:
Düzinelerce yabancı CEO, yıllık Çin Kalkınma Forumu için Pekin'de bir araya geliyor.

Küresel belirsizliğin arttığı bir ortamda Pekin dünyaya bir mesaj gönderiyor ve ABD, “Önce Amerika” politikaları izlerken, Çin dünyanın en büyük ikinci ekonomi forumunu hayata geçirerek adeta krizi fırsata çeviriyor.
Çin hükümeti uzun zamandır, Çin ekonomisini dışa açma konusundaki kararlılığını çeşitli vesilelerle ortaya koymaya çalışıyor.
Mart ayında yayınlanan son Çin hükümeti çalışma raporu, yüksek standartlarda dışa açılma ve yabancı yatırımcılar için iş ortamının en iyi hale getirilmesine yönelik net politikalar ortaya koyuyor.

Nitekim; Çin Başbakanı Li Qiang yaptığı açıklamada;
“İstikrarsızlığın ve belirsizliğin arttığı günümüzün giderek parçalanan dünyasında, ülkelerin risklere ve zorluklara karşı koymak için pazarlarını ve işletmelerini açmaları daha da gerekli”
ifadelerini kullanarak Çin'in niyetini net bir şekilde ortaya koydu.
Ancak iş anlaşmalarının ötesine geçmeden “dışa açılma” boş bir vaat olma riski taşıyor.
Yabancı iş dünyası liderleriyle bir araya gelen Çinli politika yapıcılar, “yüksek duvarların” aksine ülkenin yabancı yatırımları çekmek için somut önlemler aldığını dünyaya anlatmayı amaçladıklarını belirtiyor.

Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng; Apple, Pfizer, Mastercard, Cargill ve diğer şirketlerin yöneticileriyle yaptığı görüşmede ülkenin iş potansiyelini ve çok uluslu şirketlerden daha fazla yatırım alma konusundaki samimiyetini bir kez daha teyit etti.
Çin Ticaret Bakanlığı da Mart ayında yaptığı açıklamada, yuvarlak masa toplantıları aracılığıyla yabancı sermayeli şirketler için 500'den fazla konuyu ele aldığını açıkladı.
Çin şimdiye kadar 13 yabancı sermayeli şirketin katma değerli telekomünikasyon hizmetlerine erişimine izin verdi. Ayrıca 40'tan fazla yabancı sermayeli biyoteknoloji projesi başlatıldı ve tamamı yabancı kuruluşlara ait üç yeni hastane faaliyet izni aldı.
Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi tarafından Ocak ayında yayınlanan bir ankete göre, Çin'de faaliyet gösteren işletmelerin yaklaşık %90'ı geçen yıl ülkenin genel iş ortamından “çok memnun” veya “nispeten memnun”.
Ankete katılan şirketler Çin'in iş ortamına 5 üzerinden 4,37 puan vererek 2023 yılına kıyasla yüzde 2,1 puanlık bir iyileşme kaydetti.

Bazı Amerikalı politikacılar ulusal güvenlik kaygılarını gerekçe göstererek çok uluslu şirketleri ve işletmeleri Çin'den uzaklaştırmaya çalışırken, küresel yatırımcılar ilginç bir şekilde hükümetlerinin iradesine karşı hareket ediyor.
Washington'un gümrük vergisi baskısına rağmen, aralarında Apple'dan Tim Cook, Pfizer'den Albert Bourla ve FedEx'ten Rajesh Subramaniam'ın da bulunduğu kayda değer sayıda Amerikalı iş dünyası liderinin Pekin'deki iki günlük etkinliğe katılması, Çin pazarına duydukları heyecanın açık bir göstergesidir.
Yatırımcı tercihleri borsa değerlemelerine de yansıyor.
Yatırım bankası Goldman Sachs tarafından açıklanan verilere göre; ABD borsası Mart ayında sadece üç hafta içinde 5,28 trilyon dolar değer kaybederek feci bir düşüş yaşarken, MSCI Çin Endeksi %19 artış gösterdi.

Donald Trump yönetimi “Önce Amerika” doktrini altında korumacılık yolunda ilerliyor. Buna karşılık Çin, serbest ticaret ve yabancı yatırım konusunda istekli olduğunu gösteriyor ve etki uyandırıyor.
Eski bir Çin atasözünün dediği gibi;
“Değişim rüzgarları estiğinde, bazıları duvarlar örerken diğerleri yel değirmenleri inşa eder.”
Küresel yatırımcılar ve dünya, küresel olarak en büyük iki ekonominin duvarlar ve yel değirmenleri arasında farklı tercihler yaptığına tanık oluyor.
Kaynak:
GDH Haber

The National Interest: Küresel satranç tahtası ve Türkiye'nin yükselişi

The European Conservative: Ukrayna'da arka planda nadir toprak elementleri savaşı yaşanıyor!

The Australian Strategic Policy Institute: Transatlantik dünyası artık asla eskisi gibi olmayacak!

Arab News: Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem başladı!

Rusya Devlet Başkanı Putin'in limuzininde patlama yaşandı

Institute for Security Studies: Avrupa'nın liderlik krizi ve kıtanın geleceği

Ahşap - Kagir - Beton - CHP

Newsweek: ABD-İran gerilimi nasıl sonuçlanacak?

Project Syndicate: ABD totaliter bir süper güce mi dönüşüyor?

Politico: Le Pen'in ceza alması Fransa'daki dengeleri nasıl etkileyecek?

Observer Research Foundation: İsrail bir iç savaşa doğru mu sürükleniyor?

Newsweek: Suudi Arabistan ABD ile nasıl bir kumar oynuyor?

Arab News: Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem başladı!

The American Conservative: ABD, NATO'nun yönetimini Avrupa'ya mı bırakacak?

The European Conservative: Avrupa kendi labirentinde sıkışıp kaldı!

19FortyFive: Trump'ın “Kissinger-in-reverse” stratejisi ve Atlantik ittifakının geleceği
