Modern Diplomacy: Trump Planı, barış için mi işgali meşrulaştırmak için mi?
Trump'ın “İsrail için mükemmel” olarak nitelendirdiği planın geleceği nasıl şekillenecek? Trump Planı, barış için mi işgali meşrulaştırmak için mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 06.10.2025 - 00:24
Brüksel merkezli düşünce kuruluşlarından Modern Diplomacy'de, ABD Başkanı Trump'ın “İsrail için mükemmel” olarak nitelendirdiği “Barış Anlaşması'nın” değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD Başkanı Trump'ın “İsrail için mükemmel” olarak nitelendirdiği planın, her ne kadar Arap ülkelerinin desteğini alsa da Filistinlileri yok sayan bir plan olduğuna dikkat çekilen analizde, bu nedenle de önümüzdeki dönemdeki müzakerelerin çözümden ziyade yeni riskler doğurabiliceği tespitin yer verildi.
Analizde ayrıca gerek bölgeden gerekse de Batı merkezli düşünce kuruluşlarında görevli olan uzmanların görüşlerine ve öngörülerine yer verildi.
İşte Modern Diplomacy'de yayınlanan analiz:
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yu kayıtsız şartsız destekleyen ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi için açıkladığı 20 maddelik kapsamlı barış planını da İsrail için “mükemmel” olarak nitelendirdi.
Plan, aşamalı bir ateşkes, Gazze için bir yönetim organının oluşturulması ve geçiş sürecini denetlemek üzere ABD başkanlığındaki bir “barış kurulu” kurulmasını öngörüyor.
Trump;
“Bunu başarabilirsek, İsrail ve Orta Doğu için harika bir gün olacak. Bu, Orta Doğu'da gerçek barış için ilk fırsat olacak. Ama önce bunu başarmalıyız.”
açıklamasında bulundu.
Plan şüphesiz olarak, Washington ile Başbakan Benjamin Netanyahu arasındaki yakın işbirliğini yansıtıyor. Ancak aynı zamanda görüşmelere katılan bazı Arap yetkilileri öfkelendirdiği bildirilen İsrail'in son dakika taleplerini de içeriyor.
Şimdi dikkatler, bunun siyasi ve idari sonuçlarına, yani yönetişim, güvenlik ve yeniden yapılanmanın nasıl yapılandırılacağına ve uygulamanın yükünü kimin üstleneceğine çevrildi.
Filistinliler kenara itilmeye devam ediyor
Trump bölgesel ve küresel konsensüs vizyonunu desteklerken, Filistinliler bu süreçte seslerini duyuramıyor. “Arap dünyası barış istiyor, İsrail barış istiyor ve Bibi barış istiyor” diyen Trump, Filistinlilere hiçbir alanda dikkate almıyor.
Mısır'ın eski Washington büyükelçisi Ayman Zaineldine, planı İsrail ve ABD üzerindeki artan baskıyı hafifletme girişimi olarak nitelendirdi.
Ayman Zaineldine yaptığı değerlendirmede;
“Gazze'deki çatışma, İsrail'e ahlaki ve mali açıdan o kadar büyük bir bedel ödetti ki, savaşı sona erdirmek gerekiyor. Bu vizyon, İsrail'in temel hedeflerini koruyarak uygulanacak.”
ifadelerini kullandı.
Zaineldine iki olası senaryonun altını çiziyor.
Planın bölgesel olarak kabul edilmesi ve Hamas'ın izole edilmesi ya da bölgesel ve uluslararası aktörlerin hedeflerini altüst edecek askeri operasyonların yeniden başlaması.
Uluslararası Kriz Grubu ABD Program Direktörü Dr. Michael Hanna ise bazı hükümlerin şekillendirilmesinde Arap devletlerinin rolüne dikkat çekiyor.
Hanna yaptığı değerlendirmede;
“Bölge ülkeleri, önemli olan çeşitli maddeleri metne eklemeyi başardılar. Zorla yerinden edilmenin durdurulması çok önemliydi. Ancak Filistinliler bu diplomasi turuna hiçbir katkıda bulunamadı.”
ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilisi Abbas Zaki, bu girişimi Filistinlilerin özlemlerini gömmek için bir çaba olarak nitelendirdi.
Abbas Zaki;
“Bu planın tek amacı, Filistinli sivil ölümlerinin 250.000'e ulaşması nedeniyle İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşını durdurmaktır. Plan, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme çabalarına Arap veya uluslararası desteği engellemek için hızlı bir şekilde uygulanmasını vurgulamaktadır.”
değerlendirmesinde bulundu.
İsrail'in Ekim 2023'te başlattığı savaşın resmi ölü sayısı 66.000'i aşıyor. Ancak Temmuz 2024'te Lancet dergisinde yayınlanan bir araştırmada gerçek rakamın 186.000'den fazla olduğu tahmin ediliyor.
Eylül ayı başında, Birleşmiş Milletler Bağımsız Soruşturma Komisyonu raporunda İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığına karar verildi.
Zorlu yol
Trump, İsrail ve Arap müttefiklerinin bu plan üzerinde anlaşmaya vardıklarını ve Hamas'ın bunu kabul etmesi gerektiğini, aksi takdirde yok olacağını vurguladı. Ancak müzakereler çözümden ziyade yeni riskler doğurabilir.
ABD'nin süreçte esas aktör olacağı kesin. Ancak Arap devletlerinin, özellikle Mısır, Ürdün ve Körfez ülkelerinin, Gazze'yi yönetme sorumluluğunu fiilen üstlenmek konusunda ne kadar etkin olabileceleri konusunda net bir plan yok.
Bunun, büyük mali ve lojistik zorluklar yaratacağını ve Hamas ve FKÖ dahil Filistinli siyasi aktörleri kenara iteceği belirtiliyor.
Plan uygulanırsa, İsrail kalan tüm rehineleri serbest bırakmanın yanı sıra “mütevazı bir geri çekilme” gerçekleştirecek. Filistinliler için bu, ya kırılgan bir ateşkes ya da daha derin bir boyun eğme anlamına gelebilir.
Kaynak:
Modern DiplomacyİLGİLİ HABERLER
Laricani’den İslam dünyasına sitem: "Bu nasıl bir Müslümanlıktır?"
Gazze’de Avustralyalı askerlerin mezarlarının zarar gördüğü iddia edildi
Hürmüz krizinde Çin'in tutumu ve olası dengeler
Rusya’dan Telegram ve Apple’a para cezası
Arab Center DC: İran Savaşı ve Körfez ülkelerinin stratejik sabrı
İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısında Tel Aviv yakınlarında hasar oluştu
DİĞER HABERLER
Arab Center DC: İran Savaşı ve Körfez ülkelerinin stratejik sabrı
Arab News: İran savaşının Türkiye-Güney Kafkasya ilişkilerine olası etkileri
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
Gulf State Analytics: Hürmüz krizinin küresel etkileri ne olacak?
The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?


