The National Interest: 2026 yılı bir İsrail-İran savaşına mı sahne olacak?
Trump'ın Küresel Güvenlik Stratejisi, İsrail'in iddiaları ve İran'a dair iddialar. 2026 yılı, yeni bir İsrail-İran savaşına mı sahne olacak?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 30.12.2025 - 01:36
ABD merkezli önemli yayın organlarından The National Interest'de, ABD Başkanı Trump'ın Ortadoğu ve “İsrail'in güvenliği” yaklaşımı ile Ortadoğu stratejisinin geleceğinin ve olası bir İsrail-İran savaşına dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Trump yönetiminin yayınladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde Orta Doğu'yu Amerikan dış politikasında “sürekli bir rahatsızlık kaynağı” olmaktan çıkararak Amerikan kıtasına yoğunlaşma hedefinde olduğuna dikkat çekilen analizde, bu yaklaşımın ise İran konusunda farklılıklar gösterebileceği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; Çin'in İran'a olan desteği ve İran'ın nükleer çalışmaları ışığında 2026 yılında, ABD'nin de dahil olabileceği olası bir İran-İsrail savaşına dair değerlendirmelerde bulunuldu.
İşte The National Interest'de yayınlanan analiz:
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2025'in son aylarında yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi, Orta Doğu'yu Amerikan dış politikasında “sürekli bir rahatsızlık kaynağı” olmaktan çıkaracak bir yaklaşım sergiledi.
Trump yönetimi, bu yeniden çerçevelemeyi gerçekleştirmek için sağlam bir iç enerji politikası, sert bölgesel diplomasi ve ihtiyatlı askeri eylemlerin bir kombinasyonunu izledi.
Ancak bu durum, belgenin tamamında sadece üç kez bahsedilen İran konusunda farklılıklar gösteriyor.
Zira Trump'a göre; İran'ın nükleer tesislerine karşı tarihi güç kullanımı olan “Midnight Hammer” ile olan ve İsrail ile İran arasında 12 gün süren savaşın sonlarına doğru gerçekleştirilen operasyon, müzakereler, anlaşmalar, yaptırımlar veya sabotajların hiçbirinin başaramadığını başardı.
2006'dan bu yana İran'ın bilinen nükleer tesislerinde ilk kez tüm uranyum zenginleştirme faaliyetleri durdu ve bu, BM Güvenlik Konseyi'nin sayısız kararında hedeflenen, ancak başarılamayan bir hedefti.
Ancak Midnight Hammer Operasyonu'ndan sonra bir soru akıllarda kaldı.
Strateji Belgesi'ne göre “bölgenin başlıca istikrarsızlaştırıcı gücü” olarak tanımlanan İran'la başa çıkmak için daha geniş bir strateji olmadan Orta Doğu'da nasıl istikrar sağlanacaktı?
Burada, bazıları İran'ın petrol ihracatını azaltmak ve maksimum baskı politikasının devamını öne sürüyor. Ancak bu politika onyıllardır net bir sonuç vermedi.
Nitekim uluslararası raporlara göre son üç aydır İran'ın petrol ihracatı günde 2 milyon varilin biraz üzerinde seyrediyor ve bu durum, ABD'nin İran'ın ihracatını günde 100 bin varille sınırlamaya çalışmasına rağmen gerçekleşiyor.
İran petrolünün büyük çoğunluğu Çin'e indirimli olarak satılıyor ve aslında Çin, on yılı aşkın bir süredir İran petrolünün en büyük ithalatçısı olmaya devam ediyor.
Yani İran sorununun arkasında aslında bu gerçeklik var ve Trump, Çin sorununa bu sürece dahil etmekte tereddütlü davranmaya devam ediyor. Hatta bu durum, ABD yönetimlerinin 2017'den bu yana yayınladığı strateji belgelerinde Çin'e odaklanmasına rağmen gerçekleşiyor.
Pekin, 12 Günlük Savaş sırasında Tahran'ı savunmak için acele etmemiş olsa da, savaştan önce ve sonra İran'ın balistik füze cephaneliğini yeniden oluşturmasına ve büyütmesine yardımcı olmak için desteğine devam etti.
ABD'nin İsrail'e desteği yeni bir savaş mı demek?
İsrail'in saldırılarının İran'ın vekillerini önemli ölçüde geriletmiş olduğuna şüphe yok. Ancak çok sayıda uzmana göre Tahran, ağının zayıflamasına izin verecek kadar caydırılmış görünmüyor.
Zira; 12 Günlük Savaş'ın üzerinden bir ay bile geçmeden İran, Yemen'deki Husi gruplara füze ve insansız hava aracı parçaları göndermeye yeniden başladı. Ve Lübnan'da bulunan Hizbullah'ı silah bırakmama konusunda destekliyor.
Bu da odağı tekrar Washington'a çeviriyor.
Trump, Netanyahu ile yaptığı Florida görüşmesi sırasında da, İran'ın füze ve nükleer programını ilerletmesi halinde tekrar güç kullanacağını belirtmiş olsa da, bu kırmızı çizginin nerede sınırları aşacağına dair bir bilgi yok.
Yaptırımların “işe yaradığı” veya İsrail'in durumu “kontrol altında tuttuğu” varsayımıyla İran politikasına karşı gösterilen ilgisizlik veya kayıtsızlık, Trump yönetimini 2026 yılında hesaplamadığı bir savaşa sürükleyebilir.
Kaynak:
The National InterestİLGİLİ HABERLER

The Guardian: İsrail'in oluşturduğu 'ölüm bölgeleri' ve itiraflar!
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Gazze’de Avustralyalı askerlerin mezarlarının zarar gördüğü iddia edildi
Hürmüz krizinde Çin'in tutumu ve olası dengeler
Rusya’dan Telegram ve Apple’a para cezası
İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısında Tel Aviv yakınlarında hasar oluştu
DİĞER HABERLER
Arab News: İran savaşının Türkiye-Güney Kafkasya ilişkilerine olası etkileri
The National Interest: Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonuçları neleri değiştirecek?
Gulf State Analytics: Hürmüz krizinin küresel etkileri ne olacak?
The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?


