Arab News: Türkiye'nin NATO'daki etkisi artıyor!

Türkiye, NATO rolünü yerine getirirken Rusya ve İran ilişkilerini dengeleyerek özerk bir dış ve güvenlik politikası izliyor. Avrupa güvenliğini güvence altına almak için Türkiye ile işbirliği yapmalı!

Son Güncelleme: 23.03.2025 - 18:49

Arab News: Türkiye'nin NATO'daki etkisi artıyor!

Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de, Trump'ın ABD başkanlığına geri dönüşünün ve Avrupa'daki güvenlik kaygılarının giderek artmasının ardından, NATO ve Türkiye ilişkilerinin nasıl şekilleneceğine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.

Tarih boyunca, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan NATO üyelerinin, Türkiye'yi dışarıda tutan bir anlayış izlediğine dikkat çekilen analizde, Türkiye'nin ise hem NATO'daki rolünü yerine getirdiği hem de Rusya ve İran ile ilişkilerini dikkatlice dengeleyerek özerk bir dış ve güvenlik politikası izlediği tespiti yapıldı.

Analizde ayrıca; Avrupa güvenliğinin geleceğini güvence altına almak için Türkiye ile işbirliği yapması gerektiği vurgulandı.

İşte Arab News'de yayınlanan analiz:

Türkiye, tarihinde ilk kez 1 Temmuz'da NATO Müttefik Mukabele Kuvveti Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı'nın komutasını üstlenerek ittifak içinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek bir ilke imza atacak.

Bir yıl sürecek olan komuta, NATO'nun kolektif savunma yeteneklerini güçlendirmeyi amaçlayan birçok kritik operasyonu denetleyecek.

Türk Savunma Bakanlığı bu liderlik pozisyonunun ülkenin NATO operasyonlarında artan rolünün ve ittifakın savunma yapısına katkısının bir kanıtı olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin NATO ile ilişkisi başından beri işlemseldi. Ankara ilk olarak 1948'de üyelik talebinde bulunmuş ancak 1950'de sadece “ortak statü” teklif edilmişti.

Kore Savaşı sırasında ABD'nin yanında savaşmak üzere binlerce asker gönderene kadar NATO üyeliği için güçlü bir destek bulamadı. Mayıs 1951'de Washington Türkiye'nin üyeliğini önerdi ve kısa bir süre sonra NATO da bunu destekleyerek Türkiye 1952'de ittifaka kabul edilmişdi.

O tarihten bu yana NATO'nun bir parçası olmak Türkiye'de rasyonel bir dış politika hamlesi olarak görülmektedir.

NATO üyesi olmak Türkiye'ye bir ulusal güvenlik kimliği ve Avrupa savunma meselelerinde söz hakkı verirken, Batılı bir müttefik olarak ekonomik büyümesi için de fırsatlar yarattı.

Buna karşılık Türkiye, ittifakın güney kanadını koruma sorumluluğunu üstlenerek Akdeniz ve Orta Doğu'daki Sovyet yayılmasına karşı stratejik bir tampon görevi gördü. Türkiye'nin işbirliği NATO'nun Sovyet etkisine karşı koyma stratejisinde çok önemliydi.

Demir Perde'nin sembolik olarak yıkılması ve Sovyetler Birliği'nin çöküşü, NATO'nun önemsiz hale gelebileceği ve Türkiye'nin Batılı müttefikleri için öneminin azalacağı endişelerine yol açtı. Ancak bu gerçekleşmedi.

Bugün Rusya önemli bir oyuncu olmaya devam ediyor ve Türkiye'nin Moskova ile artan bağları, Türk-Rus ilişkilerinden duydukları rahatsızlığa rağmen Ankara'nın Batılı müttefikleri için stratejik değerini arttırıyor.

Türkiye ve NATO'nun geleceği

Tarihteki en uzun süreli askeri ittifaklardan biri olmasına rağmen NATO, küresel güvenlikteki değişikliklere uyum sağlama konusunda zor zamanlar geçirmektedir.

NATO içerisindeki birçok üyenin askeri gücünün zayıflaması ve ABD'nin odağının Avrupa'dan Pasifik'e kayması gibi birliğini tehdit eden zorluklar bulunuyor. Ayrıca üyeler arasında tehditleri algılama biçimleri, değişen çıkarları ve sorunlarla nasıl baş edecekleri konusunda da farklılıklar var.

ABD'den sonra ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, NATO tesislerine de ev sahipliği yapıyor. Bu tesisler NATO'ya bölgede zamanında müdahale kabiliyeti kazandırması açısından çok önemli.

Türkiye aynı zamanda Afganistan ve Kosova gibi operasyonlara katılarak NATO misyonlarına en fazla katkıda bulunan ilk beş ülkeden birisi olma özelliği taşıyor.

Türkiye, NATO'nun güney kanadının, özellikle Akdeniz, Karadeniz ve daha geniş anlamda Orta Doğu'nun güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynamaya devam ediyor.

Ancak Türkiye'nin politikaları, özellikle Orta Doğu konusunda, NATO ve AB ortaklarının politikalarıyla her zaman örtüşmemektedir.

NATO ve AB nüfuzlarını genişletmeye, ekonomik çıkarlarını ilerletmeye ve İsrail'i güvence altına almaya öncelik verirken, Türkiye bölgesel barış ve istikrara daha fazla önem vermektedir.

Ankara için istikrarlı bir bölge yaratmak ve komşularıyla iyi ilişkiler kurmak, Batılı müttefiklerinin politikalarına tam olarak uymaktan daha öncelikli.

Sonuç olarak Türkiye, NATO ve AB ortaklarının sıklıkla benimsediği çatışmacı tutumdan kaçınarak, hem Rusya hem de İran ile ilişkilerini dikkatlice dengelerken, komşularında özerk bir dış ve güvenlik politikası izliyor. 

Türkiye, ABD ve NATO'ya bağımlı olmaktan dersler çıkarmış ve bu bağımlılığın sınırlarını Suriye'de terörle mücadele ederken, NATO müttefiklerinin kendisine silah ambargosu uygulaması ile daha fazla fark etmiştir.

Dahası, NATO içinde Türkiye Batılı müttefikleriyle her zaman eşit şartlarda değildi. Ankara sık sık kendi ulusal çıkarlarının ve güvenlik kaygılarının ABD ve diğer müttefiklerininkilere göre ikincil olduğunu hissetti. 

Washington'un Türkiye'nin güvenlik kaygıları pahasına Suriyeli gruplarla işbirliğini sürdürmesi bunun bir örneğiydi.

Gelinen nokta

NATO'nun karşı karşıya olduğu muazzam zorluklar göz önüne alındığında artık yol haritası açık.

NATO'nun Avrupalı müttefikleri, Türkiye'nin dış ve güvenlik politikasında özerklik arzusunu kabul ederken, Avrupa güvenliğinin geleceğini güvence altına almak için Türkiye ile işbirliği yapmalıdır.

Bölgede Türkiye, NATO'daki nüfuzunu İsrail ile yeni bir işbirliğini engellemek için kullanıyor. Ankara'nın Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlanana kadar bu politikayı sürdüreceği bildirildi. Türkiye daha önce de İsrail'in NATO'da gözlemci statüsü kazanmasını engellemişti.

Diğer yandan, ABD'nin NATO'dan uzaklaştığı görülürken, Türkiye bu boşluğu doldurarak nüfuzunu güçlendirmek istiyor.

Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara'nın Avrupa'da yeni bir güvenlik anlaşmasına katılmaya istekli olduğunu belirtti ve gelecekte bir ateşkes veya barış anlaşması olması durumunda Ukrayna'yı korumayı önerdi.

Ukrayna savaşı sonrası dönemde de NATO, Rusya'nın başat aktör olduğu Karadeniz'de Ankara ile bir ortaklık kurmaya odaklanmalıdır.

Bununla birlikte, NATO bugün Türkiye için geçmişte olduğu kadar önemli olmaya devam ederken, Ankara da eşsiz jeopolitik konumu nedeniyle ittifakın başka hiçbir ülke tarafından taklit edilemeyecek kadar önemli bir üyesi olmaya devam etmektedir.

Sonuç olarak Türkiye, NATO ve AB'deki ortaklarının sıklıkla benimsediği çatışmacı tutumdan kaçınarak hem Rusya hem de İran ile ilişkilerini dikkatli bir şekilde dengelerken çevresinde özerk bir dış politika ve güvenlik politikası izlemektedir.

Kaynak:

GDH Haber

etiketler
Türkiye
NATO
ABD
Rusya
İran
Erdoğan
Hakan Fidan
Loading Spinner

Gerçek ve şeffaflık için GDH'a güveniyorsunuz

Biz, içerikleri ve reklamları sunmak ve kişiselleştirmek, özellikleri etkinleştirmek, site performansını ölçmek ve sosyal medya paylaşımını sağlamak için çerezler ve diğer izleme teknolojilerini kullanıyoruz. Tercihlerinizi özelleştirmeyi seçebilirsiniz. Çerez politikamız hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayın.

Hepsini Kabul Et

Çerez tercihleri